Karaciğer hastalıkları

Bazı karaciğer hastalıklarının oluşmasında büyük rolü olan bağırsak mikrobiyotası önemi bir tedavi hedefi haline gelebilir.

Yayın 13 Ekim 2020
Güncelleme 03 Kasım 2021

Bu makale hakkında

Yayın 13 Ekim 2020
Güncelleme 03 Kasım 2021

Karaciğer hastalıkları (hepatopatiler) bir tarafta mülayim ve geri çevrilebilir olan steatozdan, karaciğer enflamasyonu (NASH), hepatit, fibroz, siroz ve en sonunda hepatoselüler karsinoma (karaciğer kanseri) kadar çok farklı ciddiyet ve şiddette kendini gösterir. Daha az ciddi olanlarında asemptomatik olan karaciğer hastalıklarında sarılık, mide bulantısı ve ilerlemiş olanlarda ateş görülebilir.

Aşırı alkol tüketimi beslenmeye dayalı karaciğer hastalığının (alkolik karaciğer hastalıkları veya ALD) bilinen nedenidir ancak aşırı kilo ve obezite daha az bilinmektedir. Bunların neden olduğu metabolik steatoz (veya NAFLD) sanayileşmiş ülkelerde kronik karaciğer hastalıklarının birinci nedenidir.

Bağırsak disbiyozisi, karaciğer hastalığında eş-faktör

Bu risk faktörleri tek başlarına hepatopatiyi tetiklemek için yeterli değil gibi görünmektedir. Bağırsak mikrobiyotasında bir denge bozukluğu olmasının da rolü vardır. Bunun kanıtı ise, nedeni ne olursa olsun karaciğer hastalığı olan tüm insanlarda disbiyozis ve bağırsak bariyerinde bir değişiklik görülmesidir. Karaciğer hasarı ne kadar ciddiyse, disbiyozis o kadar barizdir.

Probiyotikler, prebiyotikler ve dışkı nakli; umut veren üç araştırma alanı

Karaciğer hastalığı için şu andaki tedaviler, değişik karmaşıklıkta tıbbi tedaviler (ilaç, karaciğer nakli) ile birlikte veya bunlar olmadan yaşam tarzı ve beslenme değişiklikleri (kilo kaybı ve fiziksel aktivite) içerir.

Mikrobiyotanın rolü artık nettir dolayısıyla mikrobiyotayı prebiyotikler, probiyotikler ve dışkı nakli ile değiştirmek önleme ve tedavi etme alanındaki araştırmalar için umut vaat eden bir yol oluşturmaktadır.

en_view en_sources