UZMANLARLA RÖPORTAJ : Dr Julie Lemale

Dr. Julie Lemale Armand Trous- seau Hastanesinde (AP-HP, Paris) Pediatrik Gastroenteroloji Uzmanıdır ve Pediatrik Hepatoloji, Gastroenteroloji ve Beslenme Fransız Grubunda (GFHGNP) Yönetim Kurulunun bir üyesidir.Dr. Lemale diyareli çocuklarda bağırsak mikrobiyotasını dikkate almak ve korumanın ne kadar önemli olduğunu anlatıyor

Etiketler
Bağırsak mikrobiyotası Enfeksi̇yöz gastroenteri̇t
Görsel
Gastroentérites-Paroles_expert

Bağırsak mikrobiyotasının modülasyonu: aynı zamanda önleme ve tedavi mi?

Oldukça olası: standart hijyen ve beslenme tedbirlerinin, özellikle yeniden hidrasyonun yanında, iki probiyotik (Saccharomyces boulardii mantarı ve Lactobacillus rhamnosus GG bakterisi (LGG) yüksek riskli hastalarda (yenidoğanlar, eşzamanlı hastalıkları olan çocuklar...) antibiyotik ile ilişkili diyareyi önler gibi görünmektedir ve Avrupa Pediatrik Gastroenteroloji Hepatoloji ve Beslenme Derneğinin (ESPGHAN) uzmanları tarafından bu amaçla tavsiye edilmektedir. Bunlar ayrıca hastanede yatan çocuklarda veya sosyal tesislerde nozokomiyal diyarenin başlamasını da önleyebilir: hala teyit edilmesi gereken bazı çalışmalardaki umut verici verilere göre bunlar riski %15 azaltabilmektedir. Gastroenterit için ek tedavi olarak, S. boulardii, ve Lactobacillus rhamnosus GG'nin bazı konsantrasyonları (LGG), diyarenin süresini bir gün azaltabilir ve dört günden fazla sürme riskini düşürebilir. Dışkı mikrobiyotası nakline gelince, bu nakil sadece çocuklarda nadir olan Clostridium difficile ilaca dirençli veya nükseden enfeksiyon vakaları için endikedir.

Antibiyotik tedavisi gören bir çocuğun mikrobiyotası uzun vadede etkilenir mi?

Şu anda bir yorumda bulunmak mümkün değildir çünkü halihazırda bununla ilişkili bilimsel kanıt mevcut değildir. Ancak sorunun sorulması gerekir: antibiyotik tedavisinden sonra bağırsak mikrobiyotası iki ile üç ay boyunca bozulmaktadır. Sonrasında hastaya eski mikrobiyotasını geri veren bir normalleşme süreci görülür ancak yeniden yerine konan versiyon orijinal mikrobiyotanın birebir kopyası değildir. Çünkü bu moleküllerin küçük çocuklarda tekrarlayan ve/veya uzun süreli alımı bağırsak mikrobiyotasının ve bağışıklık sisteminin organizasyonunu bozabilir ve bağırsak florası üzerinde uzun vadeli sonuçları olabilir ve ilerleyen yaşlarda bazı hastalıklara karşı duyarlılığı artırabilir.

Önleme ve tedavi açısından durum nedir?

Şüphesiz ki ağız yoluyla aşılama. Rota virüsün neden olduğu diyare vakalarının sayısını ve şiddetini ciddi şekilde azaltılmasını sağladı. Bu alanda görüşlerden biri bu aşıyı 6 haftadan küçük tüm bebekleri kapsayacak şekilde genişletmektir (ilk aşı için). Bu yaştan sonra etkililiği azalıyor gibi görünmektedir. Araştırmacılar daha etkili aşılar geliştirmeye ve daha etkili probiyotikler belirlemeye çalışmaktadır:bazı bilimsel verilere göre vücudumuzun bağışıklık yanıtı, diğer şeylerin yanında "bakteri profilimize" de bağlı gibi görünmektedir. Probiyotikler tarafından modüle edildiğinde ve/veya desteklendiğinde, bağırsak mikrobiyotamız rotavirüs aşısına karşı daha iyi yanıt vermemizi sağlayabilir.

Summary
Off
Sidebar
Off
Migrated content
Activé
Updated content
Désactivé
Old content type
gp_dossiers_article
Hide image
Off
Dosya ayrıntısı

Diyare ve antiboyitik kullanımı: vaka çalışması

Diyare (ishal) antibiyotiklerin yaygın bir yan etkisidir ve özellikle tedavinin erken kesilmesi halinde etkilliğini azaltabilir. Antibiyotiğin neden olduğu ishal/diyare genelde zararsızdır; ancak daha ciddi bir bağırsak enfeksiyonunu maskeleyebilir.

Etiketler
Bağırsak mikrobiyotası Antibiyotik ilişkili diyare Enfeksi̇yöz gastroenteri̇t

Antibiyotikler sadece enfeksiyondan sorumlu patojenik mikroorganizmaları yok etmekle kalmaz ayrıca bağırsak mikrobiyotasına faydalı bazı bakterileri de ortadan kaldırabilir. Antibiyotikler bu ekosistemde mutlaka az veya çok bir denge bozukluğuna yol açar. Ekosistem daha az zengin ve daha az çeşitli hale gelir ve koruyucu fonksiyonlarını düzgün şekilde yerine getiremez2.

Antibiyotikler artık otomatik değil15  !

Antibiyotikler ile tedavi edilen hastaların %10 ile %30'u arası tedavi başladıktan sonraki 3-5 gün içinde bağırsak geçişlerinde bir değişiklik yaşar. Çoğu zaman antibiyotiğin neden olduğu disbiyozisin yol açtığı bu diyare tamamen fonksiyoneldir. Genelde ateş görülmez , kısa sürelidir ancak şiddetli değildir ve birçok durumda antibiyotikler kesildiğinde veya takip eden haftalarda geriler. . Ancak disbiyozis antibiyotik tedavisinin ilk 24 saati içinde başlar ve son ermesinden altı hafta sonrasına kadar devam eder. İlk suşlara yakın olan ancak mutlaka aynısı olmayan yeni mikroorganizmalar bağırsakları yavaş şekilde tekrar kolonize eder ve çoğu zaman eksik kalsa da yeni bir denge yaratır.

Patojenler için yeni bir yol

Ancak bazen bağırsaklarımızın gerçek savunma hattı olan mukus katmanı o kadar zayıflar ki vücut patojenlere karşı daha kırılgan hale gelir. Vakaların %10 - %20'sinde diyareye Clostridium difficile tarafından mikrobiyotanın kolonizasyonu neden olur. Bu bakteri hastanelerde ve bakım evlerinde çok yaygındır ve yaşlı insanlar bunlara karşı özellikle korunmasızdır: bu kurumlarda kalan kişilerin %20'sine kadar varan bir oranı (uzun süreli kalışlarda %50'sine kadar) herhangi bir semptom göstermeden bağırsaklarında bu bakteriyi barındırabilir (asemptomatik taşıyıcılar). Çoğu C.difficile vakasında antibiyotikler kesildikten sonra diyare geçmesine rağmen, en şiddetli halde de kendini gösterebilir(psödomembranöz kolit ve fulminan kolit, özellikle 65 yaş üzeri insanlarda 17). Örneğin ABD'de bu enfeksiyon her yıl yaklaşık 30.000 kişinin ölümüne neden olmaktadır 18. Genelde suçlu bulunan antibiyotik aileleri penisilinler, bazı sefalosporinler, florokinolonlar ve klindamisinlerdir. Bu kısırdöngüyü durdurmak için dışkı nakli (sağlıklı mikrobiyotanın bir hastanın GI sistemine nakledilmesi), mikrobiyotanın yeniden popülasyonu ve bağırsak bariyerinin yerine konması için antibiyotiklere yönelik bir tedavi alternatifi olabilir.

Toplu gıda zehirlenmeleri

Toplu gıda zehirlenmeleri, aynı semptomlara (genellikle gastrointestinal) sahip ve aynı kontamine gıdalardan kaynaklanan en az iki vakanın bir araya gelmesi ile oluşur.

  • Semptomlar
    Karın ağrısı, diyare (kanlı veya değil), mide bulantısı, kusma, baş ağrısı, ateş, kas ağrısı
     
  • Rahatsızlığın süresi
    Hijyen yeterli ise hızlı iyileşme
     
  • Sorumlu bakteriler
    Salmonella spp., E. coli, Shigella spp., Yersinia spp., Listeria monocytogenes, Staphylococcus aureus, Clostridium spp., Bacillus cereus ve mantar toksinler (mikotoksinler)
     
  • Olası komplikasyonlar
    Savunmasız ve zayıf kişilerde (yeni doğan bebekler, gebe kadınlar, yaşlı, bağışıklığı zayıflamış kişiler) Listeria monocytogenes enfeksiyonu durumunda menenjit .
     
  • İnsidans
    Taze ürün tüketiminde artış nedeniyle 1980’lerden bu yana artıştadır; yiyecek üretiminde, dönüştürme ve dağıtım süreçlerindeki hijyen koşullarının daha iyi yönetimi sayesinde ciddi vakalarda azalma. Toplu gıda 20
Görsel
GP_diarrhee_TUR0303-article-4
Summary
Off
Sidebar
Off
Migrated content
Activé
Updated content
Désactivé
Old sources

 

 

Old content type
gp_dossiers_article
Hide image
Off
Dosya ayrıntısı

Bakteriler ve parazitler bağırsak mikrobiyotasına saldırdığında

İshalin tek nedeni virüsler değildir: başka enterik patojenler mevcuttur (gastrointestinal sistemi enfekte eden mikroorganizmalar). Salmonellae ve Escherichia coli gibi bakteriler veya Giardia lamblia gibi tek hücreli organizmalar(protozoanlar) GI sistemi kolonize edebilir ,bağırsak mikrobiyotasını bozabilir ve kısa ve uzun dönemli sonuçlara yol açabilir13.Başka faktörler de mevcuttur: mikrobiyotayı rahatsız eden, çalışmasını bozan ve aralarına en yaygını Clostridium difficile olan patojenler tarafından kolonizasyonu destekleyen antibiyotikler gibi bazı ilaçlar.

Bağırsak mikrobiyotası Enfeksi̇yöz gastroenteri̇t

Bazı insanlar neden özellikle duyarlıyken diğerleri daha dirençlidir? Çalışmaları invazif patojenler ile bağırsaklarımızda yaşayan mikroorganizmalar arasındaki etkileşimlerin etkisini vurgulayan araştırmacılar "mikrobiyota nedeniyle " diye cevap veriyor.

Akıntıya karşı

Enteropatojenik bakterilerin enfeksiyon sürecini anlamak için araştırmacılar kısa süreli de olsa bazen şiddetli hale gelebilen ishale yol açan gıda zehirlenmesine yol açan bir bakteri olan Salmonella typhimurium14 tarafından sindirim sisteminin kolonizasyonu ile savaşmak için vücut tarafından kullanılan mekanizmaları inceledi. İlk mekanizma asitli ortamın (yiyecekler yoluyla) vücuda giren bakterilerin %95 ile %99'unu öldürdüğü midede devreye girmektedir. Bağırsaklara ulaşmayı başaran bakteriler için zafer ilan etmek fazla erken olur: bu bakteriler ancak kolonizasyona direnç seviyesinin izin vermesi halinde çoğalabilir. Ancak kolonizasyona direnç kişiden kişiye değişen bağırsak mikrobiyotasının bileşimine bağlıdır ve mikrobiyotanın bu kolonizasyon ile savaşmak için çok farklı silahları vardır: işgalcilerin çoğalmasını ve tehlikesini bloke eden bileşenler salgılamak, aynı bağlanma yerleri için rekabet etmek, bakterilerin büyümesi için uygun olmayan oksijenden zayıf bir ortam yaratmak...

Zorlu bir savaş

Ve savunma sistemlerimiz en son sözü henüz söylemedi: bakterilerin ishale yol açabilmesi için yeterli sayıda bulunması gerekir ve bu ancak bağırsak bariyerini geçtikten sonraki 12 ile 36 saat içinde olur (vücuda giren bakterilerin sayısına bağlı olarak bazen 72 saat). Hayvan modellerine göre, S. typhimurium bunu toksik maddeler salgılayarak ve böylelikle mukozaya ve alt mukozaya ulaşarak gerçekleştirmektedir. Vücut enfekte bağırsak hücrelerini dışarı atarak böylelikle dokulardaki patojenik bakteri sayısını 100 ile bölerek ve düşmana iki şekilde etki eden çok büyük bir inflamatuar yanıt başlatarak reaksiyon gösterir: vücuttaki bakteri yükünü azaltmak ve kalan bakteriler için yakıt görevi görmek.

Uzun vadedeki sonuçlar

Bir başka düşman daha mevcuttur: Giardia lam- blia. Bu protozoan kontamine olmuş su veya yiyeceklerin tüketilmesi yoluyla insanları enfekte eder. Gelişmiş ülkelerde giardiasis'in sıklığı %7'yi geçmese de, gelişmekte olan ülkelerde %30'a varabilir. Birçok durumda enfeksiyon birkaç haftada geçer ancak bazı durumlarda birkaç ay sürer ve kronikleşebilir. Şu anda aşısı yoktur ve mevcut tedavilerin farklı etki seviyeleri vardır. Giardiasis genelde asemptomatiktir ancak ishale, kramplara ve mide bulantısına yol açabilir. Yenidoğan bebeklerde hastalığın şiddeti, uzun vadedeki sonuçlarında kendini gösterir: bebekler iki yaşında geldiklerinde önemli bir büyüme geriliği görülür. Ve bazı insanlarda parazitin yok edilmesinden yıllar sonra, iritabl bağırsak sendromu veya kronik yorgunluk gibi enfeksiyon sonrası sendromlar oluşabilir. Bazı makalelere göre, Giardia lamblia bağışıklık yanıtını azaltarak ve disbiyozise neden olarak etki edebilir.

Summary
Off
Sidebar
Off
Migrated content
Activé
Updated content
Désactivé
Old sources

 

 

Old content type
gp_dossiers_article
Hide image
Off
Dosya ayrıntısı

Bağırsak mikrobiyotasından ne haber?

Bağırsak mikrobiyotası, gastroenteritten sorumlu virüsler ile etkileşime giren karmaşık bir ortamı oluşturan bir mikroorganizmalar (bakteriler, virüsler, mantarlar..) karışımıdır. Herkesin farklı bir mikrobiyal ekosistemi olduğu için bu etkileşimler ile birlikte semptomların yapısı ve şiddeti de kişiden kişiye değişiklik gösterir11.

Etiketler
Bağırsak mikrobiyotası Enfeksi̇yöz gastroenteri̇t

Hangi virüsün sorumlu olduğuna bakılmaksızın viral gastroenterit bağırsak mikrobiyotasını oluşturan türlerin çeşitliliğinde bir azalmaya yol açar ve üç türün sayısına etki eder12: Prevotella, Staphylococcus ve Atopobium. Sonuçta ortaya çıkan denge bozukluğu ("bağırsak disbiyozisi" olarak adlandırılır) hastalarda gözlemlenen bazı semptomların kaynağıdır. Örneğin rotavirüsün neden olduğu gastroenteritin özelliği olan yoğun ishal (diyare) mikrobiyal bariyerin bozulmasına yol açan mikrobiyotadaki düzen bozukluğunun sonucudur.

Bağırsak mikrobiyotası hem dost hem düşman mı?

Tüm olayı tek başına disbiyozis açıklayamaz: örneğin, norovirüs "konakçı" bakteriler ile birleşebilir (yani mikrobiyotada faydalı ve doğal olarak mevcut olan) veya "zararlı" bakteriler (patojenler) ile birlikte hareket edebilir ve enflamasyona yol açabilir. Dolayısıyla vücut interferonlar gibi doğal antiviral maddeler üretir. Ancak güçlü stimülasyonun bir sonucu olarak bu maddeler vücuda karşı hareket geçerek saldırır ve şiddetli bağırsak lezyonlarına yol açar. Bu maddeler arasındaki etkileşime etki eden altta yatan mekanizmalar hala iyi anlaşılamamıştır ve birçok araştırma ve çalışmanın konusudur . Ancak norovirüs ile bağırsak mikrobiyotası arasındaki ilişkiler ayrıca faydalı da olabilir: fareler ile yapılan deneyler antibiyotiğin yol açtığı bağırsak disbiyozisinin norovirüs enfeksiyonun önleyebileceği veya hafifletebileceğini göstermiştir.

Genetiğin rolü

Bu bulgular çevre kaynaklı virüsler ve bağırsaklarımızda yaşayan mikroorganizmalar arasında karmaşık ilişkilere dair bir genel görüş sağlamaktadır. Aslında, bu ilişkilerde üçüncü bir oyuncu da var gibi görünmektedir: genlerimiz. Kemirgenler ile yapılan çalışmalara bakıldığında, norovirüs enfeksiyonları ile savaşmak söz konusu olduğunda herkes eşit değil: genetik yapımıza, bağırsak mikrobiyotamıza ve eşzamanlı enfeksiyonların olup olmadığına bağlı olarak kişiye özel bir duyarlılık mevcuttur ve bu durum semptomlarda büyük çeşitliliğe ve uzun süreli etkilere yol açar.

Summary
Off
Sidebar
Off
Migrated content
Activé
Updated content
Désactivé
Old sources

 

 

Old content type
gp_dossiers_article
Hide image
Off
Dosya ayrıntısı

Suçlu Rotavirüs ve Norovirüs

Bu hastalıklara ne yol açıyor? Viral gastroenterite yol açan tüm enfeksiyöz etkenler arasında iki virüs en tehlikelileri olarak diğerlerinden ayrılmakta ve en çok dikkati çekmektedir: rotavirüs ve norovirüs. Bu virüslerin değiştireceği bağırsak mikrobiyotasının bileşimi ve bununla birlikte herkesin farklı genetik özellikleri muhtemelen bu enfeksiyonlara karşı kişilerin duyarlılığında rol oynamaktadır.

Etiketler
Bağırsak mikrobiyotası Enfeksi̇yöz gastroenteri̇t

Geçmişten günümüze, gastroenteritin ana nedeni norovirüstür. Ancak beş yaş altı çocuklarda rotavirüsün neden olduğu enfeksiyonlar tüm dünyada şiddetli ve akut diyarenin ilk nedenidir.Aşılar ve antiviral ilaçlara rağmen fakir ülkeler en kötü şekilde etkilenmektedir.

Rotavirüs ilk defa 1973 yılında tanımlandı ve ismi kendine has tekerlek benzeri yapısından gelmektedir (rotasyon=dönüş) 3. Rotavirüsün on farklı türü olup en yaygın olan Tür A'dır. Kanlı olmayan ve kısa süreli ishalin (diyare) yanında, bakteriyel ishalin aksine, enfeksiyon hastanın dehidrasyonuna etki eden ve tedavinin etkililiğini bozabilen kusmaya neden olur. Rotavirüsün neden olduğu enfeksiyon genelde başka enfeksiyöz etmenlerin neden olduğu ishalden daha şiddetlidir: ateş, baş dönmesi, yorgunluk enfeksiyona karşı savunma reaksiyonlarıdır. Bir haftadan uzun sürerse veya diyare/kusma kötüleşirse, tıbbi konsültasyon ve özel tedavi gerekli olmaktadır. Rotavirüsün bulaşması yıl boyunca mümkündür ve çoğunlukla enfekte insanlar ile doğrudan veya dolaylı temas yoluyla meydana gelir. Komplikasyonlar nadir ama mümkündür: virüs kan dolaşım sistemine girerse bağırsak dışında çoğunluk nörolojik enfeksiyonlara yol açabilir (menenjit, ensefalit, ensefalopati). 2006 yılında tüm dünyada aşının kullanılmaya başlanmasının zengin ülkelerde iki sonucu oldu: Enfekte olan insanlar daha yaşlı (ergenler veya 70 yaş üstü insanlar) ve salgınlar mevsimsel hale gelmiştir.

Beslenmeye ve yakın temasa dikkat edin10 !

Norovirüs son derece bulaşıcı, ciddi şekilde enfeksiyöz ve dezenfektan maddelere karşı göreceli olarak dirençlidir. Asıl olarak enfekte yiyecek veya su alımıyla veya kontamine olmuş eşyalar veya insanlar ile temas yoluyla bulaşır. Havayolu ile kontaminasyon da mümkündür. Basit izole vakalar kapalı alanlarda (yolcu gemileri, sağlık kuruluşları, hastaneler...) hızlı şekilde epidemiye yol açabilir ve akut formlar şiddetli bağırsak komplikasyonlarına yol açabilir (enfeksiyon sonrası iritabl bağırsak sendromu, yaşamı tehdit edici dehidrasyon...). Genelde norovirüsün neden olduğu gastroenterit bir ile dört gün arası sürer ve rotavirüsün neden olduğu gastroenterit ile aynı semptomlarla ilişkilendirilir: karın ağrısı, mide bulantısı, kusma ve kansız diyare. Genelde kendiliğinden geçer ancak sağlıklı taşıyıcılarda (enfekte olmuş ancak semptom yok) virüsün izini tamamen yok etmek için birkaç ay ve hatta zayıf bağışıklık sistemi olan kişilerde yıllar gereklidir ve bunlar kronik olarak hasta oldukları için muhtemelen hastalık depoları haline de gelirler.

20 milyon norovirüs nedenli gastroenteritis / yıl - ABD (maliyet: 60 milyar USD)

%42 rotavirüs aşısının kullanılmaya başlamasından bu yana mortalite oranındaki azalma

Summary
Off
Sidebar
Off
Migrated content
Activé
Updated content
Désactivé
Old sources

 

 

Old content type
gp_dossiers_article
Hide image
Off
Dosya ayrıntısı

Potansiyel bir tedavi aracı olarak probiyotikler

Gastroenteritin standart tedavisinin bir parçası olmasa da kullanılan suşun/suşların semptomları rahatlatmak için etkili olduğu kanıtlanması şartıyla probiyotikler7 akut diyaresi olan hastaların tedavisinde rol oynayabilir.

Etiketler
Bağırsak mikrobiyotası Enfeksi̇yöz gastroenteri̇t Probiyotikler

Son birkaç yıldır, probiyotik kullanımı ciddi şekilde artmaktadır Bu "faydalı" mikroorganizmalara ilişkin artan sayıda çalışma bu eğilime büyük oranda katkıda bulunmaktadır. Ancak her mikroorganizma "probiyotik" olarak adlandırılamaz: bunların GI sisteminde yaşayabilmeleri, gastrik asite ve sindirim enzimlerine dirençli olmaları, bağırsaklara geçici olarak yerleşmeleri gerekir ve etkili oldukları kanıtlanmış olmalıdır. Bu terim sadece bozulmaya direnen, insan vücudu için zararsız ve semptomları rahatlatabilen mikroorganizmalar için geçerlidir. Bu ürünler semptomları rahatlatma konusundaki etkililiklerine ve güvenlilik derecelerine bağlı olarak genelde besin takviyeleri veya ilaç olarak satılır. Bir veya birden fazla suştan veya birden fazla türün karışımından oluşur ve birçok formda satılır: kapsüller, oral solüsyon tozları, ağızda dağılan tozlar, tabletler...

İki önemli tür

Pediatrik gastrointestinal rahatsızlıkların önlenmesi ve tedavisinde probiyotiklerin kullanımı değerlendirmek amaçlı bir bilimsel literatür incelemesi faydaların her suşa özel olduğunu ve enfeksiyon türüne bağlı olduğunu gösterdi 9. Şu anda semptomların süresini kısaltan iki mikroorganizma gastroenterit septomlarına etkin şekilde etki eder gibi görünmektedir: Saccharomyces boulardii adlı mantar ve Lactobacillus rhamnosus GG (LGG) adlı bakteri. Daha genel olarak bu probiyotikler semptomları iyileştirir gibi görünmektedir ; özelikle de enfeksiyonun erken bir evresinde verilmişse ve enfeksiyon viral bir enfeksiyon ise. Antibiyotiklerin neden olduğu diyare durumunda, S. boulardii ve L. rhamnosus GG 'nin faydalı bir etkisi de olabilir. Ancak Clos- tridium difficile enfeksiyonları ve turist ishalinin nüksetmesini önlemek konusunda yalnızca S.boulardii'in semptomlar üzerinde etkisi var gibi görünmektedir.

Daha hızlı toparlanma!

Rotavirüsün neden olduğu gastroenterit durumunda bu probiyotikler hastalığı süresini bir veya iki gün azaltmaktadır 2. Bağışıklık yanıtını stimüle ederek ve besin maddelerinin taşınmasından sorumlu bağırsak hücrelerinin çoğalmasını ve/veya yer değiştirmesini destekleyerek ve dolayısıyla glikoz ve bunun sonucunda su emilimini kolaylaştırarak inflamatuar süreci iyileştiren moleküllerin seviyesini düşürürler. Antibiyotik kullanan veya hastanede yatan çocuklarda diyarenin önlenmesinin ötesinde bu suşlar (diğerleri ile birlikte S.boulardii) kontamine su veya yiyeceklerin tüketimiyle ilişkili diyare vakalarının %85'ine engel olmaktadır 8 (turist ishali) Etkili olması için bu tedaviler yolculuğu çıkmadan birkaç gün önce başlanarak yolculuk süresince ve hatta sonrasında alınmalıdır.

Görsel
GP_diarrhee_TUR0303-article-2
Summary
Off
Sidebar
Off
Migrated content
Activé
Updated content
Désactivé
Old sources

 

 

Old content type
gp_dossiers_article
Hide image
Off
Dosya ayrıntısı

Beslenme : çok önemli bir faktör

Virüsler, bakteriler, parazitler: gastrointestinal enfeksiyonların arkasındaki nedenler çok çeşitlidir.Ana ilişkili semptom, vücudunuzu susuz bırakan diyaredir (ishal).Birçok durumda bu enfeksiyonlar akuttur, semptomatik tedaviye başladıktan sonraki beş gün içinde hastalık geçer ve nüksetmez. Ancak bazı durumlarda ise başlangıçtan şiddetli olabilir veya daha uzun sürebilir ve dolayısıyla daha özel bir tedavi gerektirir. Bunun nedeni bazı mikroorganizmaların virulansı veya toksik maddeleri olabilir ama ayrıca herkeste farklı olan bağırsak mikrobiyotası1 ile etkileşimleri de rol oynayabilir. O zaman neler yapabiliriz? Bağırsak mikrobiyotamıza etki etmek etkili, önleyici ve iyileştirici tedavilerin yolunu açabilir ve enfeksiyöz diyarenin neden olduğu halk sağlığı sorununu ele almamıza yardımcı olabilir.

Etiketler
Bağırsak mikrobiyotası Enfeksi̇yöz gastroenteri̇t Diyet

Akut diyarenin tedavisinde birincil adım su ve sodyum kayıplarını telafi etmek ve bağırsak geçişini yavaşlatmaktır (hemorajik diyare veya yüksek ateş vakaları dışında).Ayrıca protein ve kalori alımı ile mikro-besin takviyelerinin yeterli olmasını sağlamak da önemlidir.

Tuzlu sıvılar için2,3 !

Bu rehidrasyon (su kaybını giderme) süreci ya glikoz, sodyum, potasyum ve bikarbonatlar içeren içeceklerden (normal veya maden suyu, bazı alkolsüz içecekler) ve tuzlu yüksek glikoz içeren besinlerden (pilav, makarna...) bol miktarda tüketerek beslenme yoluyla veya mide bulantısı olması halinde ticari olarak satılan oral rehidrasyon solüsyonlarından (ORS) alarak gerçekleştirilebilir. Musluk suyuyla birlikte tavuk suyu, elma suyu ve birçok alkolsüz içecekten kaçınılmalıdır. Susuzluğa karşı daha az duyarlı olan yaşlı kişilere özel dikkate edilmelidir: şiddetli dehidrasyon durumunda, intravenöz rehidrasyon gerekli olabilir. Yenidoğan bebeklerde mümkün olan durumlarda emzirme teşvik edilmelidir. Mama ile beslenen bebeklerde, laktozsuz süt kullanımı tavsiye edilmez çünkü bu süt, antibiyotik verildikten sonra tedavinin etkililiğini tehlikeye atabilir.

BİR BAKIŞTA: DİYARE/ İSHAL

Pratikte diyare/ishal günde üç veya daha fazla defa gevşek veya sulu dışkılama yapmaktır. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre diyarenin üç klinik türü vardır:

  • Akut sulu diyare (birkaç saat veya gün sürebilir ve koleranın yol açtığı diyareyi kapsar)
     
  • Akut kanlı diyare (dizanteri olarak da adlandırılır)
     
  • Israrlı diyare (14 gün veya daha uzun sürer)

Kötü beslenmiş çocuklar için çinko

Dünya Sağlık Örgütü altı aylıktan büyük kötü beslenmiş çocuklarda iki hafta boyunca günlük olarak çinko takviyesi kullanılmasını tavsiye etmektedir; ne yazık ki bu tavsiye (çinko kaynağı olan) et tüketiminin az olduğu düşük gelirli ülkelerde nadiren uygulanmaktadır4. GI sistemde, çinko bağırsak bariyerinin bütünlüğünü eski haline getirir ve gastrointestinal enfeksiyonlardan sorumlu mikroorganizmalara karşı bağışıklığı harekete geçirir. Bu iki kat faydanın hayvanlar ile yapılan çalışmalarda teyit edilmesi kronik çinko eksikliğinin bağırsak mikrobiyotasının bileşimini ve fonksiyonunu değiştirdiğini ve gastrointestinal enfeksiyon riskini artırdığı sonucunu vermektedir.

Daha net konuşmak gerekirse şiddetli diyaresi olan çocuklara çinko takviyesi verilmesi rahatsızlığın süresini kısaltmaktadır. Ancak bilim insanlarına göre bu yaklaşımın, özellikle çinko takviyesinin ilk dozdan sonra kusma riskini artırabileceği dikkate alındığında, şiddetli diyaresi olan ancak çinko eksikliği olmayan beş yaşından küçük çocuklarda pek faydası olmamaktadır.

2. Beş yaş altındaki çocuklarda 2. en önemli ölüm nedeni (yılda 525.000 ölüm).

1,7 milyar, her yıl etkilenen çocuk sayısı

%90’ı Ölümcül enfeksiyonların %90’ı fakir ülkelerde olmaktadır

Summary
Off
Sidebar
Off
Migrated content
Activé
Updated content
Désactivé
Old content type
gp_dossiers_article
Hide image
Off
Dosya ayrıntısı

Pr. Philippe SEKSIK : Kibh’nin yenilikçi yönetimine doğru

Profesör Philippe SEKSIK Saint-Antoine Hastanesinin (AP-HP, Paris Fransa) gastroenteroloji ve beslenme bölümünde çalışan ve Saint Antoine araştırma merkezindeki (UMRS_U938) "Mikrobiyota, bağırsak ve enflamasyon" araştırma biriminin eş-direktörü olan bir doktor ve araştırmacıdır.

Bağırsak mikrobiyotası
Görsel
MICI paroles d'expert

KİBH’NIN YENİLİKÇİ YÖNETİMİNE DOĞRU

KİBH tanısı nasıl konur?

Spesifik bir test mevcut olmadığı için, KİBH tanısı enflamasyonu ve kronik durumunu teyit etmek üzere doktorun birlikte kullanması gereken bir seri teste dayanır. Crohn Hastalığında (CH) enflamasyon tüm bağırsak sistemini etkileyebiliyorken, ülseratif kolitte (ÜK) rektum ve kolon ile sınırlıdır. Genelde tanı uzman doktor tarafından konur. Tanı konulması göreceli olarak basittir ve endoskopi ve biyopsiler ile ve bazen de bağırsakların MRI görüntüleri ile desteklenir. Daha çok Kuzey Avrupa'da yaşayanlar olmak üzere hayatlarının bir noktasında her 100 Avrupalının 1'inde KİBH oluşacağını hatırlatmak gereklidir. KİBH'ler genelde genç hastalarda saptanır: CH için ortalama 28 yaş ve ikinci bir tepe noktasının sigarayı bıraktıktan bir kaç ay sonra yaklaşık elli yaşta görüldüğü ÜK için yaklaşık otuz yaş. (Sigara içmek CH'yi kötüleştirirken çelişkili şekilde ÜK semptomlarını sınırlar).

“Bağırsak mikrobiyotası şüphesiz ki umut verici bir araştırma alanıdır”

Hastalara ne tip çözümler sunulabilir?

CH ve ÜK'nin yönetiminin güçlüğü, birbirini takip eden hastalığın alevlenme dönemlerinin yol açtığı anatomik hasarları önleyen arka plan tedavisinde yapılan ayarlamalardan ve herhangi bir cerrahi prosedürü mümkün olduğu kadar fazla geciktirme ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Hastalığın kötüleşmesinin tedavisi için; çok fazla advers etkiye, morbidite ve mortaliteye yol açan kortikosteroidlerin kullanımından kaçınmak önemlidir. Klinik şiddet konusunda güvenilir biyo-belirteçlerinin yokluğunda bir denge bulmak oldukça ince ve derinlikli bir çalışmadır... Ayrıca kolonik displazinin olmadığını (dolayısıyla zaman içinde kanserin olmadığını) teyit etmek ve herhangi bir enfeksiyondan (tüberküloz, herpes...) kaçınmak için bir veya daha fazla immünosupresan reçetesi yazarken (örneğin aşı programı ve serolojik gözlem) KİBH'si olan hastalar yakından takip edilmelidir. Ve son olarak hastalara günlük hayatlarında eşlik edilmelidir: okul, seyahat, cinsellik, evlilik, çocuklar, beslenme... çünkü KİBH bazı hastaların gündelik fonksiyonlarını gerçekleştirmelerine çok engel olabilir (%30 ile 50 arası).

Mikrobiyota; bugün ve gelecekte tedavi için çok önemli bir araştırma alanı?

KİBH konusundaki araştırmalar çok aktiftir ve yeni moleküllerin araştırılmasını, hastalığın alevlenmesinin yönetimi ve tedavi stratejilerinin uygulanmasını içerir. Bunların arasında bağırsak mikrobiyotası hiç kuşkusuz ki umut vaat eden bir araştırma alanıdır: bağırsak mikrobiyotasının gastrointestinal sistemde enflamasyonu tetiklediğini ve devam ettirdiğini anlamaya başlıyoruz. Mikrobiyota ve konak (kişi), türlerin eş-evrimiyle ilişkili birçok sembiyotik işlem aracılığıyla iletişim kurar. Ancak bilinmeyen nedenlerden dolayı, bu sembiyotik ilişkiler bazen bozulur; probiyotikler, metabiyotikler (mikrobiyota metabolitleri) veya dışkı mikrobiyotası nakli yoluyla (dengesi bozulmuş mikrobiyotanın sağlıklı olarak kabul edilen bir mikrobiyota ile değiştirmesini içeren pragmatik bir yöntem) mikrobiyotayı modüle etmeye ve bozulmuş olabilecek fonksiyonların yerine konmasına yönelik etki mekanizmalarını bulmak için araştırmalara duyulan büyük ihtiyacın nedeni budur.

Summary
Off
Sidebar
Off
Migrated content
Activé
Updated content
Désactivé
Old content type
pro_dossiers_article
Hide image
Off
Uzman görüşü Gastroenteroloji

Probiyotiklerin kullanımı

Canlı faydalı bakterilerin suşları ile tedavi uzun süredir KİBH'ye karşı en güvenli ve en sürdürülebilir yaklaşım olarak kabul edilmekteydi. Bazıları ÜK'nın tedavisinde etkili gibi gözükse de, bunların CH'ye karşı kullanımına ilişkin çalışmalarda hala kesin bir sonuç yoktur.

Bağırsak mikrobiyotası

Scanning electron micrograph (SEM) of Bifidobacterium sp. Gram-positive anaerobic bacteria. 

Probiyotikler yeterli miktarlarda vücuda alındığında sağlık faydaları sağlayan canlı mikroorganizmalardır. Çeşitli etki mekanizmaları KİBH'de probiyotiklerin faydalı etkilerinin altını çizebilir: bağırsak mikrobiyotası bileşiminde değişiklikleri tetikleyerek bağırsak disbiyozisinin azaltılması; bağırsak mikrobiyotasıın metabolik aktivitesinin düzenlenmesi; pro-inflamatuar süreçlerin ortadan kaldıırlması ve immünomodülasyon12.

Hastalığa bağlı olarak zıt sonuçlar

ÜK'de tek bir suş (E.coli Nissle 1917 türünden) içeren probiyotikler ile birlikte Bifidobacterium ile fermente edilen sütün hastalık remisyonunu tetiklemekteki etkililiği, standart antienflamatuar tedavilerinkine (mezalazin) benzerdi12. Bakteri suşlarının farklı kombinasyonları da test edildi ancak bir istisna dışında hastalık remisyonu üzerinde etki görülmedi: aşağıdaki 8 farklı suştan olarak adlandırılan bir karışım ÜK semptomlarında 13,16 (rektal kanama ve dışkılama sıklığı) anlamlı bir azalmaya yol açtı, ve bir çalışma remisyonu korumada etkin olduğunu kanıtladı. Aynı karışım poşit hastalarında da etkin gibi görünmektedir: koloproktektomiden kaynaklanan inflamatuar alevlenme dönemlerini önlemekte ve remisyonu sürdürmektedir17,18. Ancak şu ana kadar probiyotiklerin CH'ye karşı faydalı olduğu gösterilmemiştir. ÜK ve poşite karşı etkili olduğu kanıtlanmış suşlar ile yapılanlar dahil gerçekleştirilen nadir çalışmalardan elde edilen sonuçlar zayıftır ve kesin sonuca ulaşılmasını sağlamamaktadır12,15.

İlave Araştırmalar

Klinik dışı ve klinik sonuçların heterojenliği kişiyle (konak) ilişkili faktörlere (yaş, cinsiyet, beslenme, hastalığın yeri, şiddeti, ailede KİBH geçmişi) ve kullanılan probiyotik preparatlara (suş tipi, konsantrasyon, probiyotiğin uygulama şekli, potansiyel kolonizasyon ve suş sağkalım oranı) en azından kısmen de olsa atfedilebilir. Doz ve probiyotik uygulama süresi gibi diğer faktörlerin de, advers etkileri minimum olan ve hatta advers etkisi bulunmayan bu terapötik yaklaşımın başarısında birincil bir rol oynadığı ileri sürülmektedir12

HIJYEN VE BESLENME KURALLARI

  • Aşırı enerji ve/veya makrobesin maddeleri alımı (doymuş yağ? rafine şeker?) bağırsak enflamasyonunu artırıyor gibi görünürken aşağıdaki gibi çeşitli mikro-besin maddeleri bunu modüle edebilir: A, C, E ve D vitaminleri, folik asit, betakaroten, eser elementler (çinko, selenyum, manganez ve demir).2
  • KİBH’ye özel mevcut bir beslenme tavsiyesi olmadığı için hastaların semptomlarını kötüleştirebilecek yiyeceklerden (hastalığın alevlenmesi sırasında lif oranı yüksek yiyecekler, kafein, alkol, aşırı yağlı gıdalar vb) kaçınması tavsiye edilir.2
  • Karmaşık karbonhidratları sınırlayan ve şeker içermeyen spesifik karbonhidrat diyeti (SKD), düşük FODMAP diyeti (fermente edilebilir şeker yok) ve Akdeniz tipi beslenme antiinflamatuar özellikler göstermiştir ve bazı koşullar altında iyileşmeyi tetikleyebilir. Ancak beslenmede denge bozukluğuna yol açma riski nedeniyle eliminasyon diyetleri tartışmalıdır.2
  • Sigara içilmez.2
Summary
Off
Sidebar
Off
Migrated content
Activé
Updated content
Désactivé
Old content type
pro_dossiers_article
Hide image
Off
Dosya ayrıntısı Gastroenteroloji

Dışkı mikrobiyotası nakli: karışık sonuçlar

Bağırsak disbiyozisi KİBH ile ilişkili gibi göründüğü için, mikrobiyota modülasyonu ilgili tedaviler için yeni bir alan olabilir. İki olası seçenek: dışkı mikrobiyotası nakli veya probiyotik kullanımı.

Bağırsak mikrobiyotası

Donor tests for faecal microbiota transplant. Researcher holding a petri dish culture from sample testing of a donor stool. 

Dışkı mikrobiyotası nakli, hastaların dışkının her gramında yaklaşık 1011bakteri ve ayrıca mantar, virüs ve arke almalarını sağlar. Amacı bağırsak disbiyozisini düzeltmektir. Gerekli girişimlerin sayısı ve sonuçlar kişiye ve kişinin patolojisine göre değişir ve protokol kesintisiz kontroller gerektirir 13.

Bağırsak mikrobiyotasının modülasyonu (değiştirme) KİBH için potansiyel bir tedavidir. Pratikte bu strateji dışkı mikrobiyotası nakli (DMN) yoluyla gerçekleştirilebilir. Bir veya daha fazla sağlıklı donörden dışkı maddesi alınır ve bu, bir nasogastrik tüp yoluyla, kolonoskepik lavman sırasında veya en son olarak oral kapsüller yoluyla hastanın distal gastrointestinal sistemine aktarılır. Bu protokol nükseden Clostridium difficile enfeksiyonlarında halihazırda başarılı şekilde kullanılmaktadır. Ancak KİBH'de nasıl olabilir?

Ülseratif kolit

İlk testlerin güvenlik koşulları tatmin edici olsa da ve tedavi ülseratif koliti (ÜK) olan bazı hastalarda kısmen veya tamamen remisyona yol açsa da, diğer girişimler daha tartışmalıdır. Donörün dışkı bileşimi kalitesi, nakil sayısı ve erken tedavi, başarı şansını değiştirebilir ve sonuçların heterojenliğinin post-hoc (sonradan olanı önceki olanın nedeni olarak görme yanlışı) açıklaması olarak görünebilir14.

Crohn hastalığı (CH)

Crohn hastalığına (CH) ilişkin yapılan çalışmalar sayıca az olsa da ya pozitif (klinik ve endoskopik remisyon) ya da nötr sonuçlar üretmiştir. Hastalıkta anlamlı bir azalma göstermeyen tek çalışmada hastalar gene de yaşam kalitesinde bir iyileşme olduğunu bildirdiler14. Crohn hastalığında dışkı naklinin klinik etkililiğini teyit etmek üzere ilave çalışmaların yapılması hala gereklidir.

Birçok bekleyen sorun

Hastalık ne olursa olsun aşağıdaki konularda cevapsız kalan sorular vardır: Birden fazla dışkı nakli gerektirebilecek DMN yaması; çoğunlukla KİBH prevalansının yüksek olduğu ülkelerde yaşayan donörlerden elde edilen nakil yapılmış mikrobiyotanın kalitesi; nakil sonrası mikrobiyotanın değişen fonksiyonlarının geri yerine konması (örneğin butirat gibi koruyucu kısa zincirli yağ asitlerinin üretimi) ve tabii ki disbiyozisin nedeni veya sonucu olarak enflamasyonun rolü14.

Summary
Off
Sidebar
Off
Migrated content
Activé
Updated content
Désactivé
Old content type
pro_dossiers_article
Hide image
Off
Dosya ayrıntısı Gastroenteroloji