KBB mikrobiyotasi: antibiyotikler bağişiklik sistemimizin ilk savunma hattini zorladiğinda

Kulak, burun ve boğazdaki (KBB) mikrobiyotayı bozarak antibiyotikler kulak ve solunum sistemi enfeksiyonlarından sorumlu fırsatçı patojenlere kapıyı açabilir. Etkileri özellikle akut otitis media hastalarında özellikle ters tepki oluşturabilir.

KBB mi̇krobi̇yotasi Yaşamın ilk altı yılında antibiyotiğe maruz kalmak bağırsak mikrobiyotasını bozuyor ve çocuğun gelişimini zedeliyor

Genelde "Kulak, burun ve boğaz (KBB) mikrobiyotası" olarak adlandırılan mikrobiyota aslında bir değil birkaç mikrobiyotadan oluşur. Antibiyotiklerin, ağız boşluğundan sinüslerin içi ve hatta orta kulak dahil farenkse uzanan bu farklı mikrobiyotalar üzerinde ayrı etki etmesi olasıdır. Bu bölüm asıl olarak mükemmel bir örnek olan Üst Solunum Yolu (ÜSY) mikrobiyotası üzerinde antibiyotiklerin etkilerine ayrılmıştır: ÜSY mikrobiyotası kulak sağlığın koruyucularından biri olarak görünür ancak özellikle akut otitis medya olgularında bu amaçla reçetelendirilmiş antibiyotikler tarafından tehdit altındadır.

“ÜYS enfeksiyonları için antibiyotiğe başlandıktan sonraki 7 gün içinde akut otitis media insidansının 2.6 kat arttığı gösterilmiştir.”

Pr. Teissier, MD, PhD

ÜYS MİKROBİYOTASI, KULAK SAĞLIĞININ DOSTU MU?

ÜYS mikrobiyotası doğumdan hemen sonra çeşitli konakçı bakteriler tarafından kolonize edilir (Dolosigranulum Corynebacterium, Staphylococcus, Moraxella, Streptococcus). Konakçı türlerin (Dolosigranulum spp. ve Corynebacterium spp.) göreceli olarak daha yüksek sayıda olması ile birlikte nazofarengeal mikrobiyotada1 daha fazla çeşitliliğin, akut otitis media'da (AOM) rolü olduğu gösterilen üç otopatojen olan Streptococcus pneumoniae, Haemophilus influenzae ve Moraxella catarrhalis2,3 tarafından daha düşük ÜYS'in kolonizasyon insidansı ile ilişkilendirildiğine dair artan sayıda kanıt vardır.

 

ANTİBİYOTİK TEDAVİSİ: AZ FAYDA İÇİN ÇOK RİSK

Antibiyotikler maruz kalmak koruyucu türlerin sayısını azaltarak ve Gram-negative bakteriler (Burkholderia spp., EnterobacteriaceaeComamonadaceaeBradyrhizobiaceae)4,5, ile birlikte S. pneumoniaeH. influenzae ve M. catarrhalis'in5 sayısını artırarak ÜYS mikrobiyotasına etki eder. Antimikrobiyal Direnç elde etmelerinin sonucu olarak, bu nişte başka şekilde başarılı rekabet edemeyecek bu bakterilere, tedavi sırasında patojenik olabilecek ölçüde çoğalma fırsatı verilir6. Ayrıca antibiyotiklerin pediatrik AOM (çocuklara antibiyotik verilmesinin ana nedeni7) ve diğer ÜSY enfeksiyonları (boğaz ağrısı veya soğuk algınlığı)7,8, olgularının çoğunda, bu hastalıkların çoğunlukla bakteriyel olmayan yapıları nedeniyle herhangi bir fayda sağlamasının olası olmadığı düşünülmektedir: AOM olan çocukların %60 ile %90'ı antibiyotik olmadan iyileşmektedir9,10. Son olarak antibiyotikler, antibiyotik ilişkili diyare gibi yan etkilere neden olabilen bağırsak mikrobiyotasında disbiyozise yol açar3,11 (bkz. sayfa 4: bağırsak mikrobiyotası).

UZMAN GÖRÜŞÜ

Bugüne kadar antibiyotik tedavisine maruz kalmayan florada çeşitli konakçı bakteriler arasında uyumlu bir denge vardır. Bu dengeyi antibiyotikler ile bozmak patojenik olabilecek bazı bakterilerin çoğalmasını destekleyebilir. Özellikle antibiyotiklerin tekrar eden şekilde alımı, konakçı flora tarafından kontrol altına tutulamayacak şekilde birden fazla ilaca dirençli bakterilerin seleksiyonunu destekler bu da enfeksiyöz komplikasyonların daha sık oluşmasına yol açar. Dolayısıyla antibiyotik kullanımını kesinlikle gerekli olan durumlar ile sınırlayarak doğal floranın ve floranın doğal dengesinin korunması şart gibi görünmektedir.

Pr. NATACHA TEISSIER, MD, PHD Pediatrik KBB Departmanı Robert Debre Hastanesi, Paris (Fransa)
Kaynaklar

Xu Q, Gill S, Xu L, et al. Comparative Analysis of Microbiome in Nasopharynx and Middle Ear in Young Children With Acute Otitis Media. Front Genet. 2019;10:1176.

Laufer AS, Metlay JP, Gent JF, et al. Microbial communities of the upper respiratory tract and otitis media in children. mBio. 2011;2(1):e00245-10.

Pettigrew MM, Laufer AS, Gent JF, et al. Upper respiratory tract microbial communities, acute otitis media pathogens, and antibiotic use in healthy and sick children. Appl Environ Microbiol. 2012;78(17):6262-6270.

Prevaes SM, de Winter-de Groot KM, Janssens HM, et al. Development of the Nasopharyngeal Microbiota in Infants with Cystic Fibrosis. Am J Respir Crit Care Med. 2016;193(5):504-15.

Teo SM, Mok D, Pham K, et al. The infant nasopharyngeal microbiome impacts severity of lower respiratory infection and risk of asthma development. Cell Host Microbe. 2015;17(5):704-715.

Rogers GB, Shaw D, Marsh RL, et al. Respiratory microbiota: addressing clinical questions, informing clinical practice. Thorax. 2015;70(1):74-81.

Mather MW, Drinnan M, Perry JD et al. A systematic review and meta-analysis of antimicrobial resistance in paediatric acute otitis media. Int J Pediatr Otorhinolaryngol. 2019;123:102-109.

Easton G, Saxena S. Antibiotic prescribing for upper respiratory tract infections in children: how can we improve? London J Prim Care (Abingdon). 2010;3(1):37-41.

Massa HM, Cripps AW, Lehmann D. Otitis media: viruses, bacteria, biofi lms and vaccines. Med J Aust. 2009;191(S9):S44-9.

10 Venekamp RP, Sanders SL, Glasziou PP, et al. Antibiotics for acute otitis media in children. Cochrane Database Syst Rev. 2015;2015(6):CD000219.

11 McFarland LV, Ozen M, Dinleyici EC, et al. Comparison of pediatric and adult antibiotic-associated diarrhea and Clostridium diffi cile infections. World J Gastroenterol. 2016;22(11):3078-3104.

Summary
Off
Sidebar
On
Migrated content
Activé
Updated content
Désactivé
Old sources

 

 

Old content type
pro_dossiers_article
Hide image
Off
Dosya ayrıntısı Kulak Burun Boğaz

Antibiiyotiler, iki kenari keskin biçak cilt hastaliklarini yönetirken

Antibiyotiklerin cilt mikrobiyotası üzerindeki etkileri asıl olarak akne tedavisi bağlamında araştırılmıştır. Bunlar, mikrobiyotanın bozulması, bakteri direnci ve cildi veya diğer başka vücut bölgelerini vuran başka enfeksiyon riski dahil çeşitli advers sonuçlara yol açabilir.

Cilt mikrobiyotası

Cilt

Uzun zamandır temelde bir enfeksiyon kaynağı olarak kabul edilen insan cildi mikrobiyotası bugünlerde sağlığın ve genel iyilik halinin önemli bir unsuru olarak kabul edilmektedir1Bağışıklık yanıtını ve savunmasını destekleyerek kolonizasyonu veya fırsatçı patojenlerin enfeksiyonunu inhibe ederek doku onarımında ve bariyer fonksiyonlarında önemli bir rol oynar2.

 

HER CİLT BÖLGESİNE KENDİ MİKROBİYOTASI

Cilt mikrobiyotası milyonlarca bakteri ile birlikte daha az sayıda mantar ve virüs barındırır. CorynebacteriumCutibacterium (eski adı: Propionibacterium), Staphylococcus, Micrococcus, Actinomyces, Streptococcus and Prevotella insan cildinde karşılaşılan en yaygın bakteri cinsleridir3. Ancak bakteri taksonlarının göreceli olarak bolluğu, cildini ilgili kısmınını lokal mikro-ortamına ve bu bölümün fizyolojik özelliklerine yani yağlı, nemli veya kuru olup olmadığına bağlıdır. Böylece lifofilik Cutibacterium türü yağlı bölgeleri domine ederken Staphylococcus ve Corynebacterium türleri özellikle nemli alanlarda bol olarak bulunur4.

 

FİZYOLOJİDEN PATOLOJİYE, C. ACNES'İN ÇELİŞKİLİ ROLÜ

 

Havaya dayanıklı anaerob C. acnes cilt mikrobiyotasında en çok bulunan bakteri türlerinden biridir. Kompleks patojenezlere sahip kronik bir inflamatuar rahatsızlık olan akne ile ilişkili olduğu gösterilmiştir5. Önceki düşüncelerin aksine son tarihli çalışmalar C. acnes hiper-çoğalmasının akne oluşumunda rolü olduğu söylenen tek faktör olmadığına işaret etmektedir6. Aslında farklı C. acnes suşları arasında bir denge kaybı ile birlikte cilt mikrobiyotasında bir disbiyozis akneyi tetikleyecektir6. Ayrıca S. epidermidis ve C. acnes arasındaki etkileşimler cilt homeostazının regülasyonunda çok önemlidir:S. epidermidis C. acnes üremesini ve cilt enflamasyonunu inhibe eder. Buna karşılık propionik asit salgılayarak, başka şeylerle birlikte, pilosebasöz folikül asidik pH'in korunmasına katkıda bulunan C. acnes, S. epidermidis'in gelişimini inhibe eder. En yaygın cilt mantarı olan Malassezia'nın da bağışıklık hücrelerini kullanarak inatçı aknede rol oynadığı düşünülmektedir ancak buradaki rolünün daha fazla araştırılması gerekmektedir6.

ATOPİK DERMATİTTE ANTİBİYOTİKLER: DOST MU DÜŞMAN MI?

Atopik dermatitte (AD), hastalarda, AD'nin oluşmasında karar verici bir rol oynadığı düşünülen Staphylococcus aureus'un fazla çoğalmasıyla karakterize cilt mikrobiyotası disbiyozisi görülür14. Antibiyotik tedavileri AD'nin yönetiminde herhangi bir etkiliilk göstermemiş olmasına15 ve bakteri direncini tetiklemekten sorumlu olması ve cilt konakçı bakterileri üzerinde kötü etkilere yol açıyor olmasına rağmen14,16 gene de yaygın olarak kullanılmamaktadır.

AKNE TEDAVİSİ, ANTİBİYOİK DİRENCİNİN ÖNEMLİ BİR KAYNAĞI

Aknenin tedavisinde rutin olarak kullanılmasına rağmen topikal ve oral antibiyotiklerin çeşitli yönlerden problemli olduğu kanıtlanmıştır. Uzmanlar tarafından beliritlen ilk endişe cilt mikrobiyotasında bozulmadır ancak konuyla ilgili kesin verilerin sayısı azdır. Bu bağlamda, yakın tarihli boylamsal bir çalışma oral doksisilin tedavisinden altı hafta önce ve altı hafta sonra 20 akne hastasının yanak mikrobiyotasını karşılaştırdı. İlginç şekilde, antibiyotiklere maruz kalmak bakteriyel çeşitlilikte bir artış ile ilşkilendirilmiştir; yazarlara göre bunun nedeni başka bakterilerin çoğalmasına izin verecek şekilde alan bırakan C. acnes kolonizasyonundaki azalma olabilir7.

Dermatologlar, diğer uzmanlara göre daha fazla antibiyotik yazmaktadır. Reçetelerin üçte ikisi akne içindir8.

Ancak akne tedavisi için antibiyotik kullanımıyla ilişkili en önemli kaygı bakteri direnciyle ilişkilidir. İlk defa 1970'lerde gözlemlenen bu durum 1980'lerden bu yana dermatolojide önemli bir endişe kaynağıdır8C. acnes direnci şu ana kadar en fazla belgelendirilendir: en son veriler bazı ülkelerde eritromisin için %50'den fazlaya varan; azitromisin için %82-100 ve klindamisin için %90'a varan direnç oranlarına işaret etmektedir. Tetrasiklinler için; C. acnes suşlarının çoğuna karşı hala büyük oranda etkili olsa da, direnç oranları artmakta ve farklı coğrafi bölgelerde %2 ile %30 arasında değişmektedir9. Ve antibiyotik direnci C. acnes ile sınırlı değildir: akne hastaları tarafından kullanılan topikal antibiyotiklerin (özellikle monoterapi) S. epidermidis gibi dirençli cilt bakterilerinin ortaya çıkışını artırdığını gösterilmişken, oral antibiyotikler antibiyotik dirençli orofarengeal S. pyogenes'in ortaya çıkışında artış ile ilişkilendirilmiştir8,10. Ayrıca artan üst solunum yolu enfeksiyonu ve farenjit oranlarının aknenin antibiyotik tedavisiyle ilşkili olduğu bildirilmiştir11,12.

UZMAN GÖRÜŞÜ

Antibiyotikler hassas cilt bakterilerini (Cutibacterium acnes) öldürürken aynı zamanda mikrobiyotada dirençli bakterilerin dolduracağı "delikler"e yol açarlar. Bu, ciltte disbiyozise ve birden fazla ilaca dirençli bakterilerin fazla ekspresyonuna yol açar. Akne tedavisi gören hastaların %60'ında makrolit-dirençli C. acnes suşları vardır ve Staphylococcus epidermidis suşlarının %90'ı da makrolitlere karşı dirençlidir. Antibiyotik Kullanımının ayrıca C. acnes 'in birçok makrolitdirençli suşunun benzer şekilde gözlemlendiği ortopedi cerrahisinde etkileri olabilir. Bir ameliyat sırasında (örneğin kalça protezi ameliyatı), apse oluşma riski vardır. Bu bakteri proteze yapışan biyofilm salgıladığı için bunu tedavi etmek daha da zor olacaktır. Dolayısıyla dirençli bakteriler seleksiyonunun desteklenmesinden kaçınılacaksa, topikal antibiyotiklerin kullanımının mümkün olduğu kadar sınırlı olması şarttır (maksimum 8 günlük kür).

PROF. BRIGITTE DRÉNO, MD, PHD Nantes (Fransa) Üniversite Hastanesi, Hücre & Gen Tedavisi GMP Biriminin Dermato-Onkoloji Direktörü ve departman başkanı Nantes, Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı

AKNEDE SINIRLI ANTİBİYOTİK KULLANIMI ÇAĞRISI

Akne tedavisinin neden olduğu antibiyotik direncinin çok sayıda potansiyel sonucu vardır: akne tedavisinin başarısız olması (bkz. klinik olgu), fırsatçı patojenler tarafından enfeksiyon (lokal veya sistemik), ve nüfusta direncin yayılması8. Buna rağmen akne için antibiyotik reçetelendirme seviyeleri hala yüksektir ve kılavuzlarda tavsiye edilenlerden daha uzun süreler için reçetelendirilmektedir13. Bu gitikçe artan endişelerin karşısındauzmanlar aknenin tedavisinde antibiyotiklerin daha sınırlı kullanılması gerektiğini söylüyor13. Özellikle Akne'deki Sonuçları İyileştirmeye Yönelik Küresel İttifak tarafından bu bağlamda bir strateji teklif edildi (bkz. yukarıdaki kutu).

Cutibacterium acnes ve diğer bakterilerde antibiyotik direncini azaltmak için Sonuçları İyileştirmeye Yönelik Küresel İttifak'tan stratejiler.

TEDAVİDE İLK TERCİH

  • • Topikal retinoidi antimikrobik ilaçlar (oral veya topikal) birleştirin.

Antibiyotik eklenmesi gerekli ise:

  • Kısa süre ile sınırlı olsun; hafif bir iyileşme varsa veya iyileşme yoksa antibiyotik alımını durdurun

  • Ağızdan alınan antibiyotikler ideal olarak 3 ay boyunca kullanılmalıdır

  • Benzil peroksit içeren ürünü de birlikte verin veya arınma olarak kullanın

  • Tek tedavi olarak kullanmayın

  • Oral ve topikal antibiyotiklerin tekrar tekrar kullanılmasından kaçının

  • Yeterli gerekçe olmadan antibiyotik değiştirmeyin

İDAME TEDAVİSİ

  • Topikal retinoidler kullanın, gerekirse benzoil peroksit ile beraber

  • Antibiyotiklerden kaçının

From Walsh et al., 20165

KLİNİK OLGU

yazan Prof. Brigitte Dréno, MD, PhD

  • Ergenlik yaşında bir genç yüz aknesi için dermotoloğuna gitti (alın, çene ve yanaklar). Doktoru ona topikal eritromisin bazlı bir tedavi verdi.

  • Tedaviye başladıktan 4 ile 5 hafta sonra yüzünde papül ve püstüllerin çoğaldığı görüldü. Doktoruna geri gitti, doktor oral eritromisin verdi.

  • 1 ay sonra hasta tekrar doktora gitti çünkü akneler boynuna sıçramıştı (profüz impetigo). Doktor kültür testi için püstüllerden birinden numune aldı.

  • Kültür testi Staphylococcus için pozitif geldi ve antibiyogram makrolitlere karşı bir dirence işaret ediyordu. Doktor benzoil peroksit reçetesi yazdı ve bu tedaviyle 10 gün içinde akne gerilemeye başladı.

Kaynaklar
  • 1. Egert M, Simmering R, Riedel CU. The Association of the Skin Microbiota With Health, Immunity, and Disease. Clin Pharmacol Ther. 2017;102(1):62-69.

  • 2. Flowers L, Grice EA. The Skin Microbiota: Balancing Risk and Reward. Cell Host Microbe. 2020;28(2):190-200.

  • 3. Ederveen THA, Smits JPH, Boekhorst J, et al. Skin microbiota in health and disease: From sequencing to biology. J Dermatol. 2020;47(10):1110-1118.

  • 4. Byrd AL, Belkaid Y, Segre JA. The human skin microbiome. Nat Rev Microbiol. 2018;16(3):143-155.

  • 5. Walsh TR, Efthimiou J, Dréno B. Systematic review of antibiotic resistance in acne: an increasing topical and oral threat. Lancet Infect Dis. 2016;16(3):e23-e33.

  • 6. Dréno B, Dagnelie MA, Khammari A, et al. The Skin Microbiome: A New Actor in Inflammatory Acne. Am J Clin Dermatol. 2020 Sep 10.

  • 7. Park SY, Kim HS, Lee SH, et al. Characterization and Analysis of the Skin Microbiota in Acne: Impact of Systemic Antibiotics. J Clin Med. 2020;9(1):168.

  • 8. Karadag AS, Aslan Kayıran M, Wu CY, et al. Antibiotic resistance in acne: changes, consequences and concerns. J Eur Acad Dermatol Venereol. 2020;10.1111/jdv.16686.

  • 9. Xu H, Li H. Acne, the Skin Microbiome, and Antibiotic Treatment. Am J Clin Dermatol. 2019;20(3):335-344.

  • 10. Del Rosso JQ, Gallo RL, Thiboutot D, et al. Status Report from the Scientific Panel on Antibiotic Use in Dermatology of the American Acne and Rosacea Society: Part 2: Perspectives on Antibiotic Use and the Microbiome and Review of Microbiologic Effects of Selected Specific Therapeutic Agents Commonly Used by Dermatologists. J Clin Aesthet Dermatol. 2016;9(5):11-17.

  • 11. Margolis DJ, Fanelli M, Kupperman E, et al. Association of pharyngitis with oral antibiotic use for the treatment of acne: a cross-sectional and prospective cohort study. Arch Dermatol. 2012;148(3):326-332.

  • 12. Margolis DJ, Bowe WP, Hoff stad O, et al. Antibiotic treatment of acne may be associated with upper respiratory tract infections. Arch Dermatol. 2005;141(9):1132-1136.

  • 13. Barbieri JS, Spaccarelli N, Margolis DJ, et al. Approaches to limit systemic antibiotic use in acne: Systemic alternatives, emerging topical therapies, dietary modifi cation, and laser and light-based treatments. J Am Acad Dermatol. 2019;80(2):538-549.

  • 14. Wan P, Chen J. A Calm, Dispassionate Look at Skin Microbiota in Atopic Dermatitis: An Integrative Literature Review. Dermatol Ther (Heidelb). 2020;10(1):53-61.

  • 15. George SM, Karanovic S, Harrison DA et al. Interventions to reduce Staphylococcus aureus in the management of eczema. Cochrane Database Syst Rev. 2019 Oct 29;2019(10):CD003871.

  • 16. Seite S, Bieber T. Barrier function and microbiotic dysbiosis in atopic dermatitis. Clin Cosmet Investig Dermatol. 2015;8:479-483.

Summary
Off
Sidebar
On
Migrated content
Activé
Updated content
Désactivé
Old sources

 

 

Old content type
pro_dossiers_article
Hide image
Off
Dosya ayrıntısı

Üro-genital mikrobiyota: her antibiyotik tedavisinden sonra mikoz veya üriner sistem enfeksiyonlarinin spektrumu

Kısırdöngü. Vulvovajinal kandidiyaz gibi vajinal sistem enfeksiyonları Vaginal çoğunlukla antibiyotik tedavisinde sonra ve bazen de aynı enfeksiyonları tedavi etmekte yaygın olarak kullanılan antibiyotiklerin verilmesinden sonra ortaya çıkar. Durum üriner sistem enfeksiyonları için daha iyi değildir: normalde bu enfeksiyonları tedavi etmekte kullanılan antibiyotikler, bu enfeksiyonların meydana gelmesi açısından bir risk faktörü haline gelmiştir.

Üriner sistem mikrobiyotası Antibiyotikler ve bağırsak mikrobiyotası: Uzun vadede nasıl etkiler?

Geçmişte en son bilimsel çalışmalara kadar idrar steril olarak kabul ediliyordu. Diğer mikrobiyotalara kıyasla bu eko-sistemin düşük biyo-kütlesi vardır1. Kesin bileşime ilişkin bir fikir birliğine henüz ulaşılamadıysa da, 4 ana soydan (Proteobacteria, Firmicutes, Actinobacteria, ve Bacteroidetes) yaklaşık 100 tür tanımlanmıştır2. Üriner sistem mikrobiyotasının rolü şu anda tartışma konusu olsa da, azalan çeşitliliğin üriner sistem enfeksiyonları için bir risk faktörü olarak göründüğü iyi anlaşılmıştır.

% 10 ile 30'

Antibiyotik tedavisinden sonra, kadınların % 10 ile 30'unda vulvovajinal kandidiyaz görülmektedir5

Ancak diğer yandan vajinal mikrobiyota, düşük çeşitliliğe sahip olmaktan ve çoğunlukla lactobacillus tarafından domine edilmekten fayda görür3. Kadınlar arasında ciddi oranda farklılığa rağmen,vajinal florada 5 vajinal topluluk durumu tipi (CST) tanımlanmıştır: 4 tanesi Lactobacillus cinsinden (L. crispatus, L. gasseri, L. iners or L. jensenii) bir veya daha fazla tür ile domine edilmiştir ve bir tanesi poli-mikrobiktir4Her iki durumda da, antibiyotik tedavisi sonrası disbiyozis enfeksiyon riskini artırabilir5.

HER ANTİBİYOTİK TEDAVİSİNDE BİR MANTAR SPEKTRUMU

Antibiyotik tedavisi alan birçok kadının korktuğu şey: antibiyotik sonrası vulvo-vajinal kandidiyaz oluşması. Bu endişe yersiz değildir: İster sistemik isterse lokal olarak vajinaya uygulansın antibakteriyel tedavinin vulvovajinal kandidiyaza yol açan ana faktörlerden biri olduğu düşünülmektedir5. Bu enfeksiyon, Candida maya mantarının üremesiyle birlikte vajinal mikrobiyotada bozulmayle ilişkilendirilebilir (C. albicans in the majority of cases ; Figure 3 page 6). Enfeksiyonun en yaygın klinik belirtileri, disparüni veya disüriye yol açabilen vajinada acı veya iritasyonun eşlik ettiği bir yanma hissi olan vulvar prurittir (kaşıntı)6.

Görsel

BAKTERİYEL VAJİNOZİS KISIRDÖNGÜSÜ

Ana vajinal enfeksiyon şekli olan bakteriyel vajinozis (BV) etiyolojisi hala net olmamasına rağmen, antibiyotiğin neden olduğu disbiyozisin bunun oluşmasından kısmen sorumlu olabileceğine inanılmaktadır: disbiyoziste, baskın Lactobacillus'un yerini çok sayıda bakteri cinsinden gelen polimikrobiyal flora alır (Gardnerella, Atopobium, Prevotella, vb.). Bir kısır döngü başlayabilir: antibiyotikler BV'nin tedavisinde kullanılabiliyor olsa da, antibiyotikler bu tip enfeksiyon ile ilişkilendirilen cinsel geçmiş, vajinal duş, doğum kontrol yöntemi kullanımı, yaş, adet döngüsü evresi, sigara kullanımı vb ile birlikte çok sayıda risk faktöründen de biridir7.

ÜRİNER MİKROBİYOTA: KLASİK BİR ANTİBİYOTİK DİRENCİ ÖRNEĞİ

Üriner sistem enfeksiyonları (ÜSE) her yıl milyonlarca erkeği (ABD'de %3 yıllık insidans oranı) ve kadını (%10) etkilemektedir 8. Nükseden ÜSE bu insidansa büyük oranda katkıda bulunur: uygun antibiyotik tedavisi almasına bakılmaksızın, kadınların %30'undan fazlası takip eden 12 ay içinde müteakip bir enfeksiyon geçirecektir 8. ÜSE'lerin yaklaşık %80'inine neden olan özelllikle UPEC (üropatojenik Escherichia coli) olmak üzere Gram-Negatif organizmalar arasında ilaç direncinin hızla yayılması nedeniyle ÜSE'lerin tedavi edilmesi gittikçe daha zor hale gelmektedir8.

ÜRİNER SİSTEM ENFEKSİYONLARI: NELER YAPILMALI?

Yetişkin hastalarda komplike olmayan üriner sistem enfeksiyonlarının yönetimine ilişkin Alman klinik kılavuzlarının 2017 tarihli güncel versiyonuna göre9:

  • “Komplike olmayan sistitin tedavisi (AUC) için fosfomisin-trometamol, nitrofurantoin, nitroksolin, pivmesillinam, and trimetoprim (lokal direnç oranına göre) eşit şekilde tavsiye edilir. Mikrobiyom üzerinde istenmeyen bir etki olasılığıyla ilgili kaygılar nedeniyle kotrimoksazol, florokuinolonlar, ve sefalosporinler ilk antibiyotik seçimi olarak tavsiye edilmez.

  • Hafif ile orta şiddette semptomları olan AUC için, antibiyotikler yerine olası advers olaylar ve sonuçları konuştuktan sonra hastanın tercihine göre tek başına semptomatik tedavi düşünülebilir.

  • Nükseden üriner sistem enfeksiyonlarına yönelik koruma olarak öncelikle antibiyotik olmayan seçenekler tavsiye edilmektedir.”

Çelişkili bir biçimde hem toplum kökenli hem de hastane kökenli ÜSE'leri tedavi etmekte kullanılan geniş spektrumlu antibiyotikler ÜSE'lerin oluşması için bir risk faktörü haline gelmektedir8. Hem bağırsak hem de vajinal mikrobiyotanın dahil olduğu mekanizmalardan şüphelenilmektedir; UPEC için en son depo olan bağırsakta antibiyotiğe maruz kalma enflamasyonu artırır ve E. coli'nin çoğalmasını destekler; vajinada, vajinal UPEC işgalini ve vajinadan üriner sisteme bunu takip eden bakteri geçişsini baskılayan Lactobacillus türünün kolonizasyonunu azaltır. Bu nedenle bugünlerde uzmanlar bunların dikkatli şekilde kullanılması gerektiğini ve mikrobiyotayı etkilemeyen tedavilerin geliştirilmesi gerektiğini tavsiye etmektedir8.

UZMAN GÖRÜŞÜ

Üriner sistem enfeksiyonları aşağıdaki üç mikrobiyotadan birindeki denge bozukluklarıyla yakından ilgilidir: idrar steril olmadığı için üriner mikriboyata; üriner mikrobiyota ile birçok benzerlik taşıyan vajinal mikrobiyota; ve üriner sistem enfeksiyonlarında rolü olan patojenlerin (örn. anüsten vulvar vestibüle oradan da idrar kesesine geçen E.coli) kaynağı olan bağırsak mikrobiyotası.

DR. JEAN-MARC BOHBOT, MD, PHD Androloji ve Bulaşıcı Hastalıklar Uzmanı, Institut Alfred Fournier, Paris (Fransa)

KLİNİK OLGU

yazan Dr. Jean-Marc Bohbot, MD, PhD

  • 18 yaşındaki Soléne nükseden vulvo-vajinal kandidiyaz için doktora başvurur. Yaklaşık 3 aydır, çok miktarda vajinal akıntı ve yoğun vulvo-vajinal kaşıntının eşlik ettiği nükseden kandidiyaz (ayda 2 defa) problemi yaşamaktadır. Bu atakların cinsel hayatını bir yana bırakın gündelik hayatı üzerinde çok olumsuz bir etkisi vardır.

  • Vajinadan alınan bir numune, orta derece vajinal mikrobiyota ile (Nugent skoru 6) Candida albicans bulunduğunu teyit etti. Solène'nin herhangi bir semptom göstermeyen düzenli bir sevgilisi vardır. Diyabetik değildir. Kandidiyaz, akne için günlük antibiyotik tedavisi (siklinler) başladıktan sonraki bir kaç hafta içinde ortaya çıktı. Bu antibiyotikler vajinal disbiyozisi desteklemekte ve mantarların oluşumunu kolaylaştırmaktadır.

  • Dermatoloğa danıştıktan sonra, oral siklinler yerine lokal tedaviye geçildi; kandidiyaz 2 hafta içinde kayboldu.

Akne durumunda, vajinal mikrobiyotanın dengesini korumak için antibiyotik kullanımı sınırlı olmalı veya probiyotik tedaviler eşlik etmelidir.

Kaynaklar

1 Neugent ML, Hulyalkar NV, Nguyen VH, et al. Advances in Understanding the Human Urinary Microbiome and Its Potential Role in Urinary Tract Infection. mBio. 2020 Apr 28;11(2):e00218-20.

2 Morand A, Cornu F, Dufour JC, et al. Human Bacterial Repertoire of the Urinary Tract: a Potential Paradigm Shift. J Clin Microbiol. 2019 Feb 27;57(3). pii: e00675-18.

3 Gupta S, Kakkar V, Bhushan I. et al. Crosstalk between Vaginal Microbiome and Female Health: A review. Microb Pathog. 2019 Aug 23;136:103696.

4 Greenbaum S, Greenbaum G, Moran-Gilad J, et al. Ecological dynamics of the vaginal microbiome in relation to health and disease. Am J Obstet Gynecol. 2019;220(4):324-335.

5 Shukla A, Sobel JD. Vulvovaginitis Caused by Candida Species Following Antibiotic Exposure. Curr Infect Dis Rep. 2019 Nov 9;21(11):44.

6 Gonçalves B, Ferreira C, Alves CT, et al. Vulvovaginal candidiasis: Epidemiology, microbiology and risk factors. Crit Rev Microbiol. 2016 Nov;42(6):905-27.

7 Coudray MS, Madhivanan P. Bacterial vaginosis-A brief synopsis of the literature. Eur J Obstet Gynecol Reprod Biol. 2019 Dec 24;245:143-148.

8 Klein RD, Hultgren SJ. Urinary tract infections: microbial pathogenesis, host-pathogen interactions and new treatment strategies. Nat Rev Microbiol. 2020;18(4):211-226.

9 Kranz J, Schmidt S, Lebert C, et al. The 2017 Update of the German Clinical Guideline on Epidemiology, Diagnostics, Therapy, Prevention, and Management of Uncomplicated Urinary Tract Infections in Adult Patients. Part II: Therapy and Prevention. Urol Int. 2018;100(3):271-278.

Summary
Off
Sidebar
On
Migrated content
Activé
Updated content
Désactivé
Old sources

 

 

Old content type
pro_dossiers_article
Hide image
Off
Dosya ayrıntısı Üroloji

Diyareden kroni̇k hastaliklara: antibiyotik ile bağlantili bağirsak mikrobiyotasi disbiyozisnin iyi belgelenmiş sonuçlari

Antibiyotik tedavisi bazen herhangi bir bariz kısa dönemli yan etki olmadan gerçekleşebilir. Bununla birlikte disbiyozis, hastaların %35'ine varan bir bölümünde ishali tetikler; uzun vadede antibiyotiğin neden olduğu mikrobiyotadaki değişimler alerjik, otoimmün veya metabolik hastalıklar için bir risk faktörü olabilir.

Bağırsak mikrobiyotası Antibiyotikler ve bağırsak mikrobiyotası: Uzun vadede nasıl etkiler?
Clostridium difficile spores surrounding a long Cl. difficile bacterium.

Antibiyotikler bakteri enfeksiyonlarına karşı savaşımızda güçlü bir araçtır. Ancak, araştırmalar bağırsak kanalında yaşayan trilyonlarca konakçı bakteri üzerinde kötü etkilerini de belgelemiştir. Bu sonuçta ortaya çıkan disbiyozis, bağırsak mikrobiyotasının koruyucu fonksiyonlarını yerine getirme becerisini azaltmaktadır. Kısa vadede, disbiyozis fırsatçı patojenler ve çoklu-dirençli bakterilerin seleksiyonu için kapıyı açık bırakmaktadır. Uzun vadede, belirli ölçüde elastikiyeti olsa da bağırsak mikrobiyotası bazen kendini tamamen eski haline getiremez1,2; bunun bazı hastalıklara davetiye çıkardığı anlaşılmıştır. Yakın tarihli araştırmalar normal mikrobiyomun antibiyotiklerin bakteriyel çeşitliliği ve bolluğu değiştirebileceğini ve bu etkinin uzun süreli olabileceğini (genelde antibiyotik tedavisi kesildikten 8-12 hafta sonrasına kadar) göstermiştir3,4.

%35

Antibiyotik alan hastaların %35'ine varan oranında diyare oluşur3,5,6

DİYARE (İSHAL), ANTİBİYOTİKLERİN EN YAYGIN ADVERS ETKİSİ

Kısa vadede ana sonuç olarak, antibiyotikler ile tedavi edilen hastaların bazıları çoğunlukla diyareye yol açacak şekilde bağırsak geçişlerinde bir değişiklik yaşar. Antibiyotik ilişkili diyare (AAD) insidansı çeşitli faktörlere bağlıdır (yaş, ortam, antibiyotik türü vb.) ve antibiyotik alan hastaların % 5 ile 35'i arasında değişebilir3,5,6.

UZMAN GÖRÜŞÜ

Antibiyotikler koruyucu bağırsak mikrobiyotasını bozabilir; bu durum antibiyotik ilişkili diyare (hastaların %35'ine varan oranda) dahil istenilmeyen sonuçlara ve artan sağlık hizmetleri maliyeti ile ölümlere ilişkin olarak küresel bir endişe olan antibiyotik dirençli patojen suşlarının gelişmesine yol açabilir.

LYNNE MC FARLAND, PHD Klinik Epidemiyolog Kamu Sağlığı Reserve Corps Washington Üniversitesi, Seattle

Çocuklar arasında bu yüzde, %80'e çıkabilir3. Çoğu zaman antibiyotiğin neden olduğu disbiyozisin yol açtığı bu diyare tamamen fonksiyoneldir. Çoğunlukla hafif yoğunlukta ve 1-5 gün arasında sürdükten sonra kendi kendine geçer. Klindamisin sefalosporinler, ve ampisilin/amoksisilin gibi geniş spektrumlu antimikrobik etki gösteren antibiyotikler daha yüksek diyare oranları ile ilişkilendirilmektedir6.

C. DIFFICILE DİYARE OLGUSU

Vakaların %10 - %20'sinde diyareye Clostridium difficile (önceden Clostridium difficile olarak bilinirdi) tarafından mikrobiyotanın kolonizasyonu neden olmaktadır6. Sporlar aracılığıyla ortamda kalan bu bakteri gram pozitif, spor oluşturan, zorunlu anaerob bir bakteridir. Enfeksiyonlar sporların vücuda alınması ile oluşur. Belirli durumlarda (örn. antibiyotiğin tetiklediği disbiyozis), sporlar filizlenir ve bu fırsatçı patojenin vejetatif bakteri hücreleri bağırsakları kolonize edebilir. İnfektif evrede, C. difficile kolonositlere zarar veren ve orta şiddette diyareden psödomembranöz kolit, toksik megakolon ve/veya ölüm gibi çeşitli klinik görünümlere sahip inflamatuar yanıt tetikleyen 2 toksin üretir.

Görsel

1/3

Neredeyse AAD vakalarının 1/3'ünün nedeni C. difficile'dir3

C. difficile enfeksiyonu (CDI) için en çok bilinen yaygın risk faktörleri arasında 65 yaşından büyük olmak, proton pompası inhibitörlerinin kullanımı, komorbiditeler ve tabii ki antibiyotik kullanımı yer alır. En sonuncusu CDI için en ilişkili değiştirilebilir risk faktörüdür. Antibiyotiklerin CDI ile ilişkisi, hastanelerde ve daha yakın tarihte toplumsal ortamlarda, penisiline maruz kalan insanlar için orta dereceden, florokinolonlara maruz kalanlar için yüksek ve klindamisin alanlar için en yüksek enfeksiyon riskine kadar değişen şekilde tespit edilmiştir7. Tekrasiklinler ise riskte herhangi bir artışı tetiklemez8. Hastane ortamında en yüksek CDI oluşma riski sefalosporinler (2'den 4. jenerasyona kadar), klindamisin, karbapenemler, trimetoprim - sülfanomidler, florokinolonlar ve penisilin kombinasyonları için gözlemlenmiştir9.

BAĞIRSAK MİKROBİYOTASI ANTİBİYOTİK DİRENCİ DEPOSU HALİNE GELDİĞİNDE

Antibiyotiklere maruz kaldıklarında mikrop toplulukları kısa vadede sadece bileşimlerini değiştirerek değil ayrıca evrimleşerek, antibiyotik dirençli genleri optimize ederek ve dağıtarak tepki verirler. Antibiyotiklere aşırı maruz kalan insan bağırsak mikrobiyotası artık yetişkinlerde olduğu kadar çocuklarda da önemli bir direnç genleri deposu olarak kabul edilmektedir2. Bakteri enfeksiyonları ile savaşma konusunda artan zorluğa katkıda bulunan antibiyotik direnci önemli bir kamu sağlığı sorunu haline gelmiştir.

La porte ouverte aux maladies non transmissibles

La perturbation du microbiote intestinal résultant de l'exposition aux antibiotiques est soupçonnée d'augmenter le risque de plusieurs maladies chroniques, en élevant les réponses inflammatoires locales et systémiques, ce qui entraîne une dérégulation du métabolisme et un affaiblissement de l'homéostasie immunitaire10 (figure 1). La période périnatale, caractérisée par le développement du système immunitaire et la maturation du microbiote intestinal, constitue une période particulièrement sensible, au cours de laquelle la dysbiose induite par les antibiotiques se traduit par des effets durables sur la santé, c’est-à-dire un risque accru de maladies plus tard dans la vie, et notamment de maladies inflammatoires de l'intestin (par ex., la maladie de Crohn), de maladies atopiques (par ex., l'asthme) et de maladies métaboliques (par ex., le diabète de type 2, l'obésité).

KLİNİK OLGU

yazan Lynne V. McFarland, PhD

  • 53 yaşında bir kadın ateş ve yorgunluk ile birlikte 3 gündür devam eden solunum yolu semptomları (öksürük, boğaz ağrısı ve nezle) nedeniyle doktora gitti. Eşlik eden hastalığı yoktu ve genel olarak sağlıklıydı. Doktoru balgam numunesi istedi ve 10 günlük oral sefaklor (500 mg, günde 2 defa) tedavisi verdi. Balgam numunesi patojenler açısından negatifti.

  • Antibiyotiğin 3. gününde hastaneye yattı çünkü hastada akut diyare (günde altı defa sulu dışkılama ve abdominal kramplar) başladı ve solunum semptomları geçmedi. Laboratuar kültürüleri (balgam ve dışkı) patojenler için negatifti. Antibiyotikleri kesmesi söylendi ancak diyare sonraki iki gün boyunca devam etti.

  • Doktoru bir hafta boyunca eritromisin (500 mg günde üç defa) ve bir probiyotik kullanması için reçete yazdı. Solunum yolu semptomları ve diyaresi dört gün içinde geçti ve bir gün sonra herhangi bir komplikasyon olmadan taburcu edildi.

Kaynaklar

1 Dethlefsen L, Relman DA. Incomplete recovery and individualized responses of the human distal gut microbiota to repeated antibiotic perturbation. Proc Natl Acad Sci U S A. 2011;108 Suppl 1(Suppl 1):4554-4561.

2 Francino MP. Antibiotics and the Human Gut Microbiome: Dysbioses and Accumulation of Resistances. Front Microbiol. 2016;6:1543.

3 McFarland LV, Ozen M, Dinleyici EC et al. Comparison of pediatric and adult antibiotic-associated diarrhea and Clostridium difficile infections. World J Gastroenterol. 2016;22(11):3078-3104.

4 Kabbani TA, Pallav K, Dowd SE et al. Prospective randomized controlled study on the effects of Saccharomyces boulardii CNCM I-745 and amoxicillin-clavulanate or the combination on the gut microbiota of healthy volunteers. Gut Microbes. 2017;8(1):17-32.

5 Bartlett JG. Clinical practice. Antibiotic-associated diarrhea. N Engl J Med 2002;346:334-9.

6 Theriot CM, Young VB. Interactions Between the Gastrointestinal Microbiome and Clostridium difficile. Annu Rev Microbiol. 2015;69:445-461.

7 Kuntz JL, Chrischilles EA, Pendergast JF et al. Incidence of and risk factors for community-associated Clostridium difficile infection: a nested casecontrol study. BMC Infect Dis. 2011;11:194.

8 Brown KA, Khanafer N, Daneman N et al. Meta-analysis of antibiotics and the risk of community-associated Clostridium difficile infection. Antimicrob Agents Chemother. 2013;57(5):2326-2332.

9 Slimings C, Riley TV. Antibiotics and hospital-acquired Clostridium difficile infection: update of systematic review and meta-analysis. J Antimicrob Chemother. 2014;69(4):881-891.

10 Queen J, Zhang J, Sears CL. Oral antibiotic use and chronic disease: long-term health impact beyond antimicrobial resistance and Clostridioides difficile. Gut Microbes. 2020;11(4):1092-1103.

Summary
Off
Sidebar
On
Migrated content
Activé
Updated content
Désactivé
Old sources

 

 

Old content type
pro_dossiers_article
Hide image
Off
Dosya ayrıntısı Pediatri Gastroenteroloji

Antibiyotiklerin iki yüzü: Hayat Kurtarıcı ve Mikrobiyota Bozucu

Bir sayfa kapanıyor: 20. yüzyılda antibiyotiklerin keşfi ile, enfeksiyonlar ile savaşma konusundaki şüpheye mahal bırakmayan faydasına rağmen bu tedavi tipi özellikle mikrobiyota disbiyozisi ve antibiyotik direnci olmak üzere önemli sağlık endişelerine yol açıyor.

Antibiyotiklerin daha rasyonel bir kullanımının çoktan vakti gelmiş olmasına rağmen, son 80 yıl içinde antibiyotiklerin yaygın kullanımının milyonlarca hayat kurtardığını unutmamalıyız. Antibiyotikler bakteri enfeksiyonlarına karşı savaşımızda bizim en temel silahımız görevini görmüştür. Aşılar ile birlikte antibiyotikler ortalama yaşam süresine yaklaşık 20 yıl eklemiştir1.

1000 kişiden 18'i

“Her gün 1000 kişiden 18'i antibiyotik kullanıyor5.”

ANTİBİYOTİK ÇAĞINDAN MİKROBİYOTA ÇAĞINA

Ne yazık ki antibiyotikler sadece patojen bakterileri değil, konakçı bakterileri de yok etmektedir2Bağırsak mikrobiyotası etkilenmekte ve aynı şekilde patojenlerin fazla çoğalmasına karşı koruma sağlayan tüm diğer insan mikrobiyotaları (cilt, akciğer, üro-genital...) da etkilenmektedir. Sağlıklı bir mikrobiyotayı herhangi bir kesinlikle ile tanımlamak ve disbiyozisin yeterli bir tanımını sağlamak hala güç olsa da bilim antibiyotiklerin bu ekosistemleri etkileme şekillerini ve dolayısıyla bu değişikliklerin kısa ve uzun vadede sağlık üzerindeki etkilerini anlamaya başladı3 (Bkz. Şekil 1).

DİSBİYOZİS

“Disbiyozis” homojen bir olay değildir: her bireyin sağlık durumuna göre değişir. Çoğunlukla, mikrobiyal eko-sistemi bozan çevresel ve konak ile ilişkili faktörlerin neden olduğu mikrobiyotanın bileşiminde ve fonksiyonlarında değişiklik olarak tanımlanır.4

ANTİBİYOTİK DİRENCİ, TÜM DÜNYAYI İLGİLENDİREN BİR HALK SAĞLIĞI PROBLEMİ

Antibiyotiklerin insanlarda ve hayvanlarda yaygın şekilde fazla kullanılması ve yanlış kullanılması nedeniyle hem zararsız hem de yaşamı tehdit edici enfeksiyonlara neden olan bakteriler bunlara karşı gittikçe daha dirençli hale gelir. 2015 yılında antibiyotik dirençli patojenlerin Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri'nde her yıl 50.000'den fazla ölüme yol açtığı tahmin edildi3. DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü), “Antibiyotik direnci bugün küresel sağlık, gıda güvenliği ve kalkınma önündeki en büyük tehditlerden biridir ” diye belirtiyor.

Görsel
Figure1_Special-Folder_Antibiotics-&-Microbiota_TR
Summary
Off
Sidebar
On
Migrated content
Activé
Updated content
Désactivé
Old sources

 

 

Old content type
pro_dossiers_article
Hide image
Off
Dosya ayrıntısı Göğüs Hastalıkları Pediatri Kulak Burun Boğaz Gastroenteroloji

Astım ve mikrobiyota

Astım hem yetişkinleri hem de çocukları etkileyen yaygın bir kronik solunum sistemi hastalığıdır. Tüm dünyada 260 milyonu aşkın kişide bu hastalık bulunmaktadır ve çocuklarda en yaygın görülen kronik hastalıktır.1 Hastalığın en kötü şekli olan kontrol altında olmayan astımın hastaların günlük yaşamlarında ciddi sonuçları vardır. Bağırsak, akciğer ve burun mikrobiyotasının astım oluşmasındaki rolü olduğunun keşfi yeni tedavi olanaklarına kapı açmaktadır. Açıklamalar aşağıdadır.

Etiketler
Akci̇ğer mi̇krobi̇yotasi
Actu GP On lève le pied sur le ménage ! les poussières protègeraient contre l'asthme !

Astım nedir?

Astım kendini öksürük, hırıltı, nefes darlığı, göğüste sıkışma veya bu semptomların bir kombinasyonu ile kendini gösteren kronik bir solunum sistemi hastalığıdır.1 Semptomlara bronşların enflamasyonu nedeniyle akciğer hava yollarında bir daralma yol açar.1 Astım atakları geceleri veya fiziksel aktivite sırasında daha sık oluşur ve atakların şiddeti ve sıklığı hastadan hastaya değişir.1

Bunları biliyor muydunuz?

  • Astım çocukları yetişkinlerden daha fazla etkilemektedir. Ancak hastalıktan ölüm yetişkinlerde daha yaygındır.2

  • Çocukluk astımı erkek çocuklarda daha yaygındır ancak yetişkinlikte astım kadınlarda daha yaygındır.2

Astıma yatkınlık ve astımı tetikleyenler

Astım karmaşık çok faktörlü bir hastalıktır. Genetik bir yatkınlık nedeniyle (alerjik geçmiş) ve/veya alerjenler (polenler, akarlar), tütün kullanımı ve hava kirliliği gibi çevresel faktörlere maruz kalmak nedeniyle oluşabilir. Güçlü duygular, soğuk hava ve fiziksel egzersiz de atakları tetikleyebilir. Son olarak enfeksiyon ve hatta obezite gibi kişiye özel faktörler de rol oynayabilir.2

Mikrobiyota ile bağlantı?

Çok sayıda çalışma hastalıkta çeşitli mikrobiyotanın rol oynadığını belirtmektedir:

Bağırsak mikrobiyotası

Bağırsak mikrobiyotası: yaşamın ilk yıllarında azalan bağırsak mikrobiyotası çeşitliliği; bir başka deyişle bağırsak mikrobiyotası bileşiminde bir denge bozukluğu ( (sidenote: Disbiyozis Genelde çevresel ve bireye özel faktörlerden oluşan bir kombinasyonun yol açtığı mikrobiyotanın bileşimi ve fonksiyonunda bir değişiklik olarak tanımlanır. Disbiyozis homojen bir durum değildir aksine kişilerin sağlık durumlarına göre değişkenlik gösterir. Levy M, Kolodziejczyk AA, Thaiss CA, et al. Dysbiosis and the immune system. Nat Rev Immunol. 2017;17(4):219-232. ) olarak adlandırılır) çocukluğun ilerleyen dönemlerinde astım oluşma riskinde artış ile ilişkilendirilir.3 Bazı araştırmacılar bebeğin bağırsak mikrobiyotasının analiz etmenin hastalığın oluşma riskini öngörebildiğine inanmaktadır.Bu denge bozuklukların arkasındaki çok dikkat çeken bir faktör yaşamın ilk haftalarında veya aylarında, yani bağırsak mikrobiyotası ve bağışıklık gelişmekteyken alınan antibiyotiklerin etkisidir.5  Bazı çalışmalar antibiyotik kullanımı ile çocukluğun ilerleyen dönemlerinde artan astım riski arasında bir bağlantı olduğunu göstermiştir.Ayrıca bir araştırma ekibi kısa bir süre önce antibiyotiklere maruz kalan bebeklerde bağırsak disbiyozisinin çocukluk dönemi astımına yol açabileceğini önermiştir.7 Ancak bu mekanizma henüz onaylanmamıştır.

Bağırsak mikrobiyotası

Bağırsak mikrobiyotası: bağırsak mikrobiyotasının da rolü olduğu düşünülmektedir ve bu alandaki bilgiler hala çok sınırlı olsa da, çok hızlı büyüyen bir araştırma alanıdır.Hastalara özel parmak izleri ile eşsiz bir bağırsak florası olduğunun keşfi bu mikrobiyotanın astımda rolü olduğunu önermektedir.9,10 Ayrıca, orta ile şiddetli astımda solunum fonksiyonu akciğer enflamasyonunun derecesi ve mikrobiyotanın bileşimi ile ilişkili gibi görünmektedir. ,Bu sonuçları teyit etmeye yönelik araştırmalar devam etse de alt solunum yolunda yaşayan bakteri popülasyonlarının özelliklerinin belirlenmesi hasta yönetimini ve hatta daha da iyisi, atakların öngörülmesini iyileştirmeye yardımcı olabilir.10

Burun mikrobiyotası

Burun mikrobiyotası: burun mikrobiyotasına ilişkin veriler de çok sınırlıdır. Ancak, burun mikrobiyotasının bileşiminde bir denge bozukluğu hastalıkla13 ve hatta atakların şiddetiyle ilişkilendirilmiştir14 ancak nedensel bir ilişki tespit edilmemiştir. Son olarak bağırsak mikrobiyotasında olduğu gibi, 700 çocukla yapılan çok yakın tarihli bir çalışma 1 yaştan önce antibiyotik tedavisi nedeniyle burun mikrobiyotasında bir değişikliğin 7 yaşta çocukluk dönemi astımının başlamasını açıklayabileceğini önermektedir.15 Ancak bu, henüz teyit edilmemiştir.

Astım ile yaşamak: tedaviler ve çözümler?

Astım kesin olarak tedavi edilememesine rağmen, astım hastalarının normal ve aktif hayat sürmelerini sağlayan tedaviler vardır. Semptomatik tedaviler asıl olarak bronşları açarak akut atakların yoğunluğunu sınırlarken hastalığı modifiye edici tedaviler hava yolllarının enflamasyonunu önlemekte ve böylelikle solunum fonksiyonunu iyileştirmekte ve atak şiddetini azaltmaktadır.1

Mikrobiyota ile astım arasındaki ilişkiyi araştıran çalışmalar mikrobiyotayı modifiye etmenin hastalığı önlemeye yardımcı olarak araştırmacıların çalışmalarını probiyotiklerin ve prebiyotiklerin kullanımına odaklanmalarına yol açabileceğini önermektedir.16,17 Hastalık tedavisi olarak kullanılmaları da ayrıca araştırılmaktadır.18

Koruyucu faktörler nelerdir?

Erken çocukluk döneminde (sidenote: Mikroorganizmalar Çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük olan canlı organizmalar. Bunlara bakteriler, virüsler, mantarlar, arklar ve protozoalar dahildir ve genel olarak "mikroplar" olarak adlandırılır What is microbiology? Microbiology Society. ) maruz kalmak astımı önlemeye yardımcı gibi görünmektedir. Popüler inanışın aksine, hijyenik bir ortamda yaşamak solunum yolu hastalıklarına karşı mutlaka koruma sağlamaz. Bazı çalışmalar ev tozunun hastalığın oluşmasında mutlaka bir risk faktörü olmadığını gösterirken,19 diğerleri kırsal alanda doğmuş ve büyümüş20 veya evcil hayvanlar21 ile birlikte büyüyen çocuklarda astım riskinde bir azalma olduğunu göstermiştir. 

Bu yazı bilimsel olarak onaylanmış kaynaklara dayanmaktadır. Siz veya çocuğunuz semptom gösteriyorsanız, lütfen aile doktorunuza veya çocuk doktorunuza danışın.

Kaynaklar

1 World Health Organization. 2021. Asthma. World Health Organization, Geneva, Switzerland. https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/asthma

2 Dharmage SC, Perret JL, Custovic A. Epidemiology of Asthma in Children and Adults. Front Pediatr. 2019 Jun 18;7:246. 

3 Abrahamsson TR, Jakobsson HE, Andersson AF, et al. Low gut microbiota diversity in early infancy precedes asthma at school age. Clin Exp Allergy. 2014 Jun;44(6):842-50. 

4 Stokholm J, Blaser MJ, Thorsen J, et al. Maturation of the gut microbiome and risk of asthma in childhood. Nat Commun. 2018 Jan 10;9(1):141. 

5 Coker MO, Juliette C. Madan JC. Chapter 3 - The microbiome and immune system development, The Developing Microbiome. Academic Press. 2020. p 43-66.

6 Murk W, Risnes KR, Bracken MB. Prenatal or early-life exposure to antibiotics and risk of childhood asthma: a systematic review. Pediatrics. 2011 Jun;127(6):1125-38. 

7 Patrick DM, Sbihi H, Dai DLY, et al. Decreasing antibiotic use, the gut microbiota, and asthma incidence in children: evidence from population-based and prospective cohort studies. Lancet Respir Med. 2020 Nov;8(11):1094-1105. 

Hauptmann M, Schaible UE. Linking microbiota and respiratory disease. FEBS Lett. 2016 Nov;590(21):3721-3738.

Millares L, Bermudo G, Pérez-Brocal V, et al. The respiratory microbiome in bronchial mucosa and secretions from severe IgE-mediated asthma patients. BMC Microbiol. 2017 Jan 19;17(1):20. 

10 Sullivan A, Hunt E, MacSharry J, et al. 'The Microbiome and the Pathophysiology of Asthma'. Respir Res. 2016 Dec 5;17(1):163. 

11 Turturice BA, McGee HS, Oliver B, et al. Atopic asthmatic immune phenotypes associated with airway microbiota and airway obstruction. PLoS One. 2017 Oct 20;12(10):e0184566.

12 Taylor SL, Leong LEX, Choo JM, et al. Inflammatory phenotypes in patients with severe asthma are associated with distinct airway microbiology. J Allergy Clin Immunol. 2018 Jan;141(1):94-103.e15. 

13 Kang HM, Kang JH. Effects of nasopharyngeal microbiota in respiratory infections and allergies. Clin Exp Pediatr. 2021 Apr 15.

14 Zhou Y, Jackson D, Bacharier LB, et al. The upper-airway microbiota and loss of asthma control among asthmatic children. Nat Commun. 2019 Dec 16;10(1):5714.

15 Toivonen L, Schuez-Havupalo L, Karppinen S, et al. Antibiotic Treatments During Infancy, Changes in Nasal Microbiota, and Asthma Development: Population-based Cohort Study. Clin Infect Dis. 2021 May 4;72(9):1546-1554. 

16 Meirlaen L, Levy EI, Vandenplas Y. Prevention and Management with Pro-, Pre and Synbiotics in Children with Asthma and Allergic Rhinitis: A Narrative Review. Nutrients. 2021 Mar 14;13(3):934. 

17 Fonseca VMB, Milani TMS, Prado R, et al. Oral administration of Saccharomyces cerevisiae UFMG A-905 prevents allergic asthma in mice. Respirology. 2017 Jul;22(5):905-912. 

18 Chiu CJ, Huang MT. Asthma in the Precision Medicine Era: Biologics and Probiotics. Int J Mol Sci. 2021 Apr 26;22(9):4528. doi: 10.3390/ijms22094528.

19 O'Connor GT, Lynch SV, Bloomberg GR, et al. Early-life home environment and risk of asthma among inner-city children. J Allergy Clin Immunol. 2018 Apr;141(4):1468-1475. 

20 Depner M, Taft DH, Kirjavainen PV, et al.  Maturation of the gut microbiome during the first year of life contributes to the protective farm effect on childhood asthma. Nat Med. 26(11):1766-1775. 2020 ;

21 Mäki, J.M., Kirjavainen, P.V., Täubel, M. et al. Associations between dog keeping and indoor dust microbiota. Sci Rep. 2021 Mar 5;11(1):5341.

22 What is microbiology? Microbiology Society. https://microbiologysociety.org/why-microbiology-matters/what-is-microbiology.html

BMI-21.27
Summary
Off
Sidebar
On
Migrated content
Activé
Updated content
Désactivé
Old content type
pathologies
Hide image
Off
Hastalık

KBB mi̇krobi̇yotasi

KBB (kulak, burun, boğaz) mikrobiyotası üç farklı bakteri florasından oluşur: ağız mikrobiyotası, kulak (oriküler) mikrobiyotası ve nazofaringeal mikrobiyota.
Bunlardaki denge bozuklukları çeşitli hastalıklara yol açabilir.

Akci̇ğer mi̇krobi̇yotasi
KBB
ENT microbiota

KBB terimi vücudun üç bölümünü içerir: Kulaklar, Burun ve Boğaz (ağzı da içerir).

  • Oral mikrobiyota 700'den fazla bakteri türünü bir araya getirir ve bunlar ağız sağlığına ve daha genel olarak genel sağlığa katkıda bulunur. Kötü ağız hijyeni, bağışıklıkta bir düşüş veya genetik bir nedenden kaynaklanacak şekilde bu dengede bir bozulma (disbiyozis), vücutta başka yerlere gitmesi veya kardiyovasküler hastalıklar gibi daha ciddi hastalıklara yol açması olası lokal enfeksiyonlara (çürükler, periodontit vb.) yol açabilir (çürükler, periodontit vb.). Hijyen ve diş bakımı en etkili önleme yöntemidir.
  • Kulak kanalında, kulak mikrobiyotasının bileşimi cildinkiyle yakında ilişkilidir. Yakın tarihli çalışmalar bugüne kadar sadece orta kulak enfeksiyonları ile ilişkilendirilen iki bakteri türü olan Alloiococcus otitis ve Corynebacterium otitidis'in zararsız şekilde bulunduğunu göstermiştir. Bu keşif kulak kanalının orta kulak için bir enfeksiyöz depo işlevi gördüğünü önermektedir.
  • Oral mikrobiyotaya yakın olsa da nazal havayollarını ve farenksi kapsayan nazofaringeal mikrobiyota çok farklı mikroplardan oluşur.

KBB ortamını ve mikrobiyotasını analiz etmek (sidenote: Disbiyozis Genelde çevresel ve bireye özel faktörlerden oluşan bir kombinasyonun yol açtığı mikrobiyotanın bileşimi ve fonksiyonunda bir değişiklik olarak tanımlanır. Disbiyozis homojen bir durum değildir aksine kişilerin sağlık durumlarına göre değişkenlik gösterir. Levy M, Kolodziejczyk AA, Thaiss CA, et al. Dysbiosis and the immune system. Nat Rev Immunol. 2017;17(4):219-232. ) nedeniyle ortaya çıkan çeşitli hastalıklar için erken tanıyı mümkün kılabilir ve probiyotikleri temel alan kişiselleştirilmiş ilaçların geliştirilmesine katkıda bulunabilir.

Summary
Off
Sidebar
Off
Migrated content
Désactivé
Updated content
Désactivé
Hide image
Off
Mikrobiyota

Akci̇ğer mi̇krobi̇yotasi

Sağlıklı akciğerlerin mikroorganizma içermediğine uzun süredir inanılmaktaydı.  Akciğer mikrobiyotasının keşfinde bu yana bu sorgulanmaya başlandı.

KBB mi̇krobi̇yotasi
Pulmonary Tract Microbiota

Akciğer mikrobiyotasının bileşimi asıl olarak çevre tarafından şekillenmektedir: coğrafi bölge, yaşadığınız yer, evcil hayvanlara maruz kalma gibi, ancak bağırsak mikrobiyotası ile birçok benzerliği de vardır. Alt solunum yolundaki (akciğerler, bronşlar vb) flora hiçbir şekilde her noktada aynı değildir ve üst solunum yolundakinden (burun, ağız) ciddi şekilde değişkenlik gösterir.  Rolü çok iyi bilinmemektedir ancak bizi alerji bağlantılı enflamasyondan koruyabilir.

Birden fazla faktör bakteriyel çeşitliliği zayıflatabilir ve solunum mikrobiyotasında bir denge bozukluğuna yol açabilir: bazıları vücutla ilgilidir (düşen bağışıklık savunması, öksürme problemleri vb); diğerleri ise çevreseldir (tütün, viral enfekiyonlar, antibiyotik tedavisi , vb.). Akciğer mikrobiyotasında denge bozukluğu ( (sidenote: Disbiyozis Genelde çevresel ve bireye özel faktörlerden oluşan bir kombinasyonun yol açtığı mikrobiyotanın bileşimi ve fonksiyonunda bir değişiklik olarak tanımlanır. Disbiyozis homojen bir durum değildir aksine kişilerin sağlık durumlarına göre değişkenlik gösterir. Levy M, Kolodziejczyk AA, Thaiss CA, et al. Dysbiosis and the immune system. Nat Rev Immunol. 2017;17(4):219-232. ) ) patojenik bakteriler veya mantarların ortaya çıkışına destek olabilir ve astım veya kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) gibi kronik solunum hastalıklarının oluşmasına katkıda bulunabilir.

Kaynaklar
  • Michon A-L, Marchandin H. Diversité physiopathologique du microbiote respiratoire. Revue Francophone des Laboratoires - février 2015 - n°469.
  • Shukla SD, Budden KF, Neal R, et al. Microbiome effects on immunity, health and disease in the lung. Clin Transl Immunology. 2017;6(3):e133. Published 2017 Mar 10.
Summary
Off
Sidebar
On
Migrated content
Désactivé
Updated content
Désactivé
Hide image
Off
Mikrobiyota

Daha iyi sağlık için bilimsel bilgiler sağlar

picto 1

Gut Microbiota

From the intestines to the skin, discover how the different microbiotas work and what associated disorders are. This ecosystem can become unbalanced, thus generating various disorders.

Explorer
picto 1

Immunity Microbiota

Different parts of the human body (intestines, skin...) are home to living microorganisms (bacteria, fungi, viruses...) called microbiota, which are beneficial to our health when they are properly balanced.

Explorer
picto 1

Women microbiota

Find out more about the day-to-day best practices to prevent microbiota unbalances (also known as "dysbioses"). Diet, probiotics, symbiotics: you have the power to modulate your microbiotas!

Explorer

Mikrobiyota alanında uzmanlaşmış uluslararası bir bilgi merkeziyiz

İrritable Bağırsak Sendromu (IBS): Mikrobiyotanın rolü nedir?
  • Mikrobiyotanızı anlayın
  • İlgili rahatsızlıkları öğrenin
  • Mikrobiyotanıza özen gösterin
Yayınlar Mikrobiyota hakkında tüm haberler TR - Upcoming

Bağırsağınızın gücü

Zaten biliyorsunuzdur; dengeli bir bağırsak mikrobiyotası sağlığınız için iyidir. Ancak rolü sadece bağırsak ile sınırlı değildir. Bağırsak mikrobiyotasının olası tüm etkilerini keşfedin!

Daha fazla bilgi için

Bir kadın olarak mikrobiyotam

Ergenlikten menopoza, gebelikten ve doğuma kadar kadınların yaşamı mikrobiyotanın önemli bir rol oynadığı büyük olaylarla doludur.

Daha fazla bilgi için

Muhteşem mikrobiyotamız

Cilt mikrobiyotası, KBB mikrobiyotası, akciğer mikrobiyotası veya üriner mikrobiyota... Yaşamımız boyunca sağlığımızın gerçek ortakları olan mikroorganizmaların rolleri nedir?

Daha fazla bilgi için
Social media image
[PHOTO VIGNETTE] Homepage LP-tr.png
Social media title
Daha iyi sağlık için bilimsel bilgiler sağlar
Social media description
Mikrobiyotanızı anlayın. İlgili rahatsızlıkları öğrenin. Mikrobiyotanıza özen gösterin
Mikrobiyotaya ve antimikrobiyal dirence adanmış bilgi merkeziniz Off

Meme kanseri: etkilediği immünoterapinin etkililiğine bağırsak mikrobiyotası mı etki ediyor?

Cancer Research dergisinde kısa bir süre önce yayınlanan bir çalışma bağırsak mikrobiyotasının HER2-pozitif meme kanserinde immünoterapi yanıtlarını etkilediğini ileri sürmektedir. Bu nasıl oluyor? Bağışıklık sisteminin lokal ve sistemik modülasyonu yoluyla.

Bağırsak mikrobiyotası Antibiyotikler ve bağırsak mikrobiyotası: Uzun vadede nasıl etkiler?
Actu PRO : Cancer du sein : l’efficacité de l’immunothérapie déterminée par le microbiote intestinal ?

Trastuzumab, HER2-pozitif meme kanseri olan kadınlar için birinci tedavi seçeneğidir ve HER2 reseptörünü bloke ederek çalışır. Yakın tarihli çalışmalar bunun ayrıca bağışıklık sistemini düzenleyici özellikleri de olduğunu göstermiştir. HER2-pozitif meme kanserine karşı etkili olsa da, çok sayıda hasta bu tedaviye direnç göstermekte veya dirençli hale gelmektedir. Bunu anlamaya çalışan bu çalışmanın yazarları, konağın bağışıklığının modülasyonu yoluyla başka kanser türlerinde hem kemoterapinin hem de immünoterapinin etkililiğinde rolü olduğu belirtilen bağırsak mikrobiyotasına odaklandı. Çalışma deneysel modeller ve HER2-pozitif meme kanseri olan 24 kadın içeriyordu.

Mikrobiyota aracılığı etkililik ...

İlk önce araştırmacılar tedavinin etkililiğine bağırsak mikrobiyotasının etki ettiğini fare modellerinde gösterdiler. Ya doğrudan veya antibiyotik tedavisi alan farelerden dışkı mikrobiyotası nakli yoluyla antibiyotiklere maruz kalan farelerde trastuzumabın tümör büyümesi inhibisyonu etkisinin tamamen bastırıldığı görüldü. Aynı zamanda antibiyotiğe maruz kalma sadece tümör bağışıklık mikro ortamında değişikliklere yol açmakla kalmadı ayrıca bağırsak mikrobiyotasını da değiştirdi. Daha kesin olarak çalışma bağırsak mikrobiyotasının modifikasyonunun, bağırsak mukozasının bağışıklığını ve sistemik sitokin dolaşımını (tümörlerde CD4+ T hücreler ve GZMB+ hücrelerin bozulmuş rekrutmanı) etkilediğini gösterdi. Yazarlar için bunların hepsi ilişkilidir: bağırsak mikrobiyotasındaki değişiklikler tümör bağışıklık mikro ortamını değiştirmekte ve bu durum da tedavinin etkililiğini azaltmaktadır.

...HER2-pozitif meme kanseri olan hastalarda teyit ile

Bunun sonucunda çalışma HER2- pozitif meme kanseri trastuzumab ile tedavi edilen 24 hastaya odaklandı. Bağırsak mikrobiyotasının bir analizi, antibiyotik ile tedavi edilen farelere benzer şekilde yanıt vermeyen hastalarda (NR), yanıt veren hastalara (R) kıyasla daha düşük bir α-çeşitliliği ve belirli bakterilerden daha az sayıda bulunduğunu gösterdi. Ayrıca R ve NR hastalardan farelere dışkı mikrobiyotası nakli hastalarda gözlemlenenin aynı trastuzumab yanıtlarına yol açtı. Son olarak dışkı mikrobiyotası β-çeşitliliği, tümörün doğal alt-türünden bağımsız olarak tedaviye yanıtlarına göre hastaları birbirinden ayırt etti. Yazarlar için bağırsak mikrobiyotasının doğrudan rolü olması, anti-HER2 tedavisinin etkililiğini iyileştirmek üzere bağırsak mikrobiyotasının manipülasyonunu içeren umut vaat eden tedavi stratejileri sunmaktadır. Ayrıca bu, tedavi yanıtı için potansiyel bir biyo-belirteçtir.

Summary
Off
Sidebar
Off
Migrated content
Activé
Updated content
Désactivé
Old content type
pro_article
Hide image
Off
Haberler Onkoloji Gastroenteroloji